Sayı: 55    Mart 2010
Ana SayfaSon Sayı:61Eski SayılarZiyaretçi DefteriDergimiz Hakkında
F.B. Kocamemi Köşesi

 

 

 

 

F. B. Kocamemi’nin kısa CV’si :

 

1946 Karşıyaka doğumlu. Ankara İlkokulu'ndayken İstanbul'a ailece göç ettiler. Kadıköy’deki Saint-Joseph Fransız Lisesi’nden ve Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Grafik Sanatları Bölümü’nden mezun oldu. 30 yılı aşkın bir süre tasarımcı grafiker ve reklamcılık uzmanı olarak çalıştı. Marmara Üniversitesi ve İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültelerinde 10 yıl Öğretim Görevlisi olarak tecrübe ve bilgilerini öğrencilerine aktardı. 1997’den beri emekli yazar ve çizer. 1969 senesinden beri evli. 1 kız ve 1 torun sahibi.

Fransızca, İngilizce ve İtalyanca bilir. Onun için dünyanın en güzel kenti İzmir’dir.

 

Yayımlanmış eserleri:

1) Bir Türk ailesinin 450  yıllık Öyküsü  / Ötüken Neşriyat AŞ. / 2005

2) Yanya 'nın Göz Yaşları / İskenderiye Yayınları / 2008

3) Urumeli’nin Gözyaşları / İskenderiye Yayınları / 2009

4) Baba, Oğul, Torun / Ekinoks Yayınları / 2009 (yeni)

 

Yorumlarınız için E-posta adresleri :

bkocamemi@gmail.com   ve/veya  bkocamemi@hotmail.com

 

Blogları:

www.burasibenimyuregim.blogspot.com

www.yanyafbk.blogspot.com

www.karaagaclifbk.blogspot.com

 

 

 

_______________________________________________________________________________

 

Sayın okurlarımız;

Sevgili Dostum Sayın F. Bülent Kocamemi Dergimizdeki köşesinde her ay güzel yazıları ile bizlerle beraber olmaktadır. Biraz felsefe, biraz kızgınlık, biraz hüzün, biraz sevinç derken, belki de nostaljinin ağır bastığı kısa makaleler.

İşte dostumuz bu makaleleri ile her ay bizleri hem hüzünlendirecek, hem düşündürecek hem de sevindirecek;

Hep beraber çok güzel anlar geçireceğimize inanıyorum.

Burhan zihni Sanus

 

 

 

 

KÜLTÜR EMPERYALİZMİ VE ÇOCUKLAR

 

Benim bir torunum var, Allah bağışlarsa. Ona Altın ordu devletinin en önemli hükümdarının adını verdiler: BERKE. İki senelik Ana okul ve Yuva tecrübesinden sonra bu yıl 1. Sınıfa başlayacak. Oyun oynamaya bayılıyor ve yaşlı halime aldırmadan beni de oyunlarına dahil etmek konusunda ısrarlı. Ben yorulup çekilince de bazen kitap oynuyor, bazen bilgisayar oyunlarına dalıyor.

 

İşte; benim “Kültür Emperyalizmi ve Çocuklar” konum, onun bu faaliyetleriyle ilgili. Onun ve galiba bütün erkek çocuklarının.

 

Erkek çocuk değil mi ? Savaş oyunlarını seviyor. Ama ne savaş ! Kahramanları olağanüstü güçlere sahip uzayın derinliklerinde bulunan gezegenlerin garip yaratıkları. Hepsinde ışın kılıçları var.  Hiçbir maymunun beceremeyeceği hareketler yaparak dövüşüyorlar. Düzenli orduları genellikle robotlar, bazı subayları androidler, kumandanları eğer iyilerin tarafındaysa insan görünümünde, değilse garip uzay yaratıkları. Hepsinin ortak yanı, çok çirkin olmaları. Mide bulandıran biçimde iğrenç ötesi yaratıklar var aralarında. Fantezi dünyasının en uç noktasında çizimler. İsimleri hiç bilinmeyen bir dilde. Ölüm her yerde kol geziyor. Dehşet veren süper silâhlar bozuk para. Kentler cam fanuslarla korunuyor. En uyduruk tabanca bile lazerle çalışıyor.

C:\Users\toshiba\Desktop\wallpaper_star_wars_the_clone_wars_04_1024.jpg

Günümüz çocukları bunları seyretmesin, çocuk filmleri gösterilsin mi dediniz ? Nerede benim çocukluğumun Walt Disney fareleri, tavşanları, ördekleri, kedileri, köpekleri, ayıcıkları ? Artık ağırlık çirkin yaratıklarda. Simpsonlar (yanlış yazmadıysam) diye bir Amerikan ailesi var. İnsana benzemeyen çirkin insan figürleri. Fantastik canlıların hepsi çirkin. Çocuklar çirkinliğe mi alıştırılmak isteniyor diye merak ediyorum.

C:\Users\toshiba\Desktop\simpsons.jpg

 

 

Daha eskilere gidelim mi ? Örümcek Adam, Ahtapot Adam, Yarasa Adam, Taş Adam, Süperman, Kum Adam … İnsanüstü, hattâ doğaüstü işler başarıyorlar, ama böyle birileri yok ki ! Benim çocukluğumda en fantastik tip Pekos Bill’di. Diğerleri (Tom Miks, Kinova, Gökler Hâkimi Gordon, vs.) daha gerçek, daha insandılar.

 

C:\Users\toshiba\Desktop\süper.jpg

 

Bu acayip ötesi tipler, çocukların hayatının her yerinde var. Renkli, muhteşem baskılı kitaplarda, sinemalarda, VCD ve DVD’lerde, irili ufaklı ve her türlü malzemeden mamûl oyuncaklarda görüyoruz. Bu oyuncakların bazıları “konuşuyor”. Berke’nin bir acayip tankı var, içindeki komutan İngilizce (Başka ne olacaktı ?) metalik sesli emirler yağdırıyor: “Attention, ennemy in front of you” “Fire” “Kill them all”. Bakıyorum, bir süre sonra. Berke de oyuncak askerlerine “fire” diye bağırıyor. “Dede, sen şimdi kötü adamların komutanı ol, ben de galaksiyi kurtaracak orduyu yöneteceğim” diyor. İyi de ben o acayip uzaylıların isimlerini aklımda tutamıyorum ki ! Falanı al eline dediğinde trene bakar gibi önümdeki ucube asker sürüsüne bakıyorum;  “O dediğin hangisiydi oğlum ?”.

 

Biz farklı mıydık ? Hangi erkek çocuk, 50’li yıllarda “Mavi Ceketliler” Kızılderilileri öldürdükçe sevinmiyordu ? Birbirimize Tom Miks ile Konyakçı’nın son macerasını anlatmıyor muyduk ? Hangimiz Buffalo Bill’i alkışlamıyorduk ? Adam az kalsın koca kıtada bizon bırakmayacaktı, ama biz ona bayılıyorduk.

 

İşte zurnanın zırt ettiği yer burası. Bir tek Türk kahramanı hatırlıyor musunuz ? Sinemalarda seyrettiğimiz, kitaplarını okuduğumuz, bahçede, sokakta oyuna ara verdiğimizde bahsettiğimiz Anadolu kahramanı ? Çok zor… Çok zor çünkü; ölümüne yoğun kültür emperyalizmi bombaları yıllardır kafamıza düşe, düşe, beynimiz de ruhumuz da tarihimiz de ezildi yok oldu.

 

Bu fantastik uyduruk kahramanlar bütün çocukları esir aldılar. Savaş uzayda değil, taptaze beyinlerde yapılıyor. Mağlûp olan taraf ise daima çocuklar. Bu çocuklara sorun bakalım ABD-Vietnam savaşını kim kazandı diye. Bir tanesi çıkıp da Vietnam ABD’nin korkunç ateş ve parasal gücünü dünyaya rezil etti desin, boynumu vuracağım. Diyemez. Onlarca Vietnam savaşı filmi seyrettiler ve hepsinde GI’lar kazandı. Tarih böyle kepaze edilirse, buna karşı mücadele edilmezse, çocuklar ne yapsın ? Yüzlerce ABD filmi seyreden bizler kaç tane Türk tarihiyle ilgili aklı başında bir film seyredebildik ? Tabii ki, Cüneyt Arkın’ın Kara Murat’ları hariç.

 

Bilmem ? Siz de benim gibi kahroluyor musunuz ?

 

Saygılarımla,

Fazıl Bülent Kocamemi

 

 

 

 YENİ KİTABIM

 

Sayın okurlarım;

Sizlerle tekrar duygu paylaşımı yapabildiğim için mutluyum. Bilsem ki bu sohbet sizin de ilginizi çekiyor, daha mutlu olacağım. Düşüncelerini yazmak isteyen okurlarım yukarıda belirtilen e-posta adreslerimden yararlanabilirler.

Saygı ve sevgilerimle,

 

Fazıl Bülent Kocamemi

 

 

 




Ana Sayfa'ya Dön