|
Bu
sayıdaki yazımız :
Apocalypse : İncil’e ( yeni Ahit) göre
dünyanın sonu ( bu sayıda)
Yukarıda
yazdığımız Musevi ve Hıristiyan dinlerinde kabul edilmiş dünya sonu
hakkında tafsilatlı bilgi vereceğiz
APOCALYPSE :

Apokalips (İbranice:
אפוקליפסה, Yunanca: Aποκάλυψις),
“Vahiy” adıyla da bilinen, Yuhanna tarafından Anadolu kıyılarına yakın Patmos
Adası'nda yazılan, insanlığın geleceğinden sembolik anlatımlarla söz eden
metindir. Grekçede
“vahiy, ifşa olunma” anlamına gelen bu sözcük (apocalypse), Fransızcada
“vahiy” ve “kıyamet” anlamlarında kullanılır.
Mezarı Selçuk, İzmir’de bulunan Yuhanna’nın kendisine
gösterilen yedi “vizyon”da gördüklerini kaleme aldığı, 3,7 ve 12
sayılarının sıkça kullanıldığı bu metin 22 bölümden oluşur. Metinde kısaca,
Dünyadaki ilk Hıristiyan merkezleri sayılan Anadolu’daki yedi kiliseden,
insanlığın uğrayacağı doğal felaketlerden, büyük depremlerden, insanlığın
çekeceği acılardan, Deccal’in hükümranlığından ve “kurtarıcı”nın gelişiyle
insanlığın yaşayacağı yeni dönemden söz edilir. Kimi yazarlar
Apokalips’teki bazı kehanetlerin Nostradamus’un
bazı kehanetleriyle paralellik gösterdiğini ileri sürerler
Apokalips’te sözü edilen,
üzerinde çeşitli yorumlar yapılmış sembollerden ve sembolik ifadelerden
bazıları, sırasıyla Şunlardır :
Yedi yıldız, iki ağzı keskin
kılıç, gökte bir kapının açılması, yeşim taşı, gökkuşağı, 24 ihtiyar, 6
kanatlı arslan ve kartal, mühürlerini çözmeye kimsenin layık olamadığı 7
mühürle mühürlenmiş kitap, yay, terazi, Doğu’dan bir meleğin çıkması,
meleklerce 7 borunun öttürülmesi (metne göre, zaman sürecinde sırayla çalınacak
bu borulardan her birinin çalınışında aşağıdaki olaylardan bir kısmı,
sırasıyla, meydana gelecektir), Dünya’ya büyük bir yıldızın düşmesi,
yaşadıkları olaylardan sonra insanların ölümü kendilerinin ister hale
gelmeleri, demirden zırhları olan savaş çekirgelerinin insanlara zararlar
vermeleri, Fırat nehri yanında bağlı dört meleğin çözülmesi, ağızlarından
ateş-duman ve kükürt çıkan yaratıklar, insanların üçte birinin ölmesi,
insanların tüm yaşadıklarına rağmen tövbe etmemeleri, başında gökkuşağı ve
elinde açılmış küçük bir kitap bulunan güneş yüzlü melek, ağza alındığında
tatlı ve hazmedilirken acı gelen bir kitap, 12 yıldızdan tacı olan bir
kadının tüm ulusları demir çomakla güdecek bir oğul doğurması, göğün
yıldızlarının üçte birini kuyruğuyla sürükleyen kızıl bir ejder, başları
üzerinde küfür adları yazılı yedi başlı bir canavar, bir meleğin emriyle
yeryüzünde “hasadın biçilme vakti”nin gelmesi, güneşin insanları kavurması,
canavarın yok edilmesi, Doğu’dan gelen kralların yolunun düzenlenmesi için
Fırat nehrinin hazırlanması, büyük kentlerin depremlerle yıkılması,
Tanrı’nın kelamı adıyla anılacak olan ve ulusları demir çomakla güdecek
olan krallar kralının ortaya çıkması, şeytan olan ejderin bin yıl boyunca
hapis kalacak şekilde bağlanması ve insanların kurtarıcı ile 1000 yıllık
yeni bir döneme girmesi, kitabın açılması, parlak sabah yıldızı (Apokalips
vahyini veren kaynak, metnin 22’nci bölümünde kendisinin bir yıldız
olduğunu, “parlak sabah yıldızı” olduğunu belirtir).
Şimdide İncil’de ki şekliyle
Aziz Yuhanna’nın Vahiy / Apocalyps öngörüsünü size nakledeceğiz.
Vahiy .
1İsa Mesih’in vahiyidir. Tanrı yakın zamanda olması
gereken olayların kullarına göstermesi için O’na bu vahiyi verdi. O da
gönderdi meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna’ya iletti .
2Yuhanna Tanrı’nın sözüne ve İsa Mesih’in
tanıklığına- gördüğü her şeye - tanıklık etmektedir.
3Bu peygamberlik sözlerini okuyana , burada
yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu ‘ çünkü beklenen zaman
yakındır.
Yedi Kiliseye Selam
4-6.Ben Yuhanna’dan , Asya İli’ndeki yedi kiliseye selam
! Var olan, var olmuş ve gelecek olandan. O’nun tahtının önünde bulunan
yedi ruhtan ve ölüler arasından ilk doğan , dünya krallarına egemen olan
güvenilir tanık İsa Mesih’ten sizlere lütuf ve esenlik olsun.
Yücelik ve güç sonsuzlara dek, bizi seven , kanıyla
bizi günahlarımızdan özgür kılmış ve bizi bir krallık haline getirip
Babası Tanrı ‘nın hizmetinde kahinler yapmış olan Mesih’in olsun ! Amin
7İşte bulutlarla geliyor !
Her göz Onu görecek ,
O’nun bedenin deşmiş olanlar bile.
O’nun için dövünecek yeryüzünün
Bütün halkları
Evet
, böyle olacak ! Amin
8Var
olan , var olmuş ve gelecek olan Her şeye Gücü Yeten Rab Tanrı “ Alfa ve
Omega Ben’ im diyor”İlk ve Son İsadır “
9İsa’ya
ait biri olarak sıkıntıda , tanrısal egemenlikte ve sabırda ortağınızve
kardeşiniz olan ben Yuhanna. Tanrı ‘nın sözü ve İsa ‘ya tanıklık uğruna
Patmos denilen Adada bulunuyordum.
10Rab
‘bin gününde Ruh’un etkisinde kalarak arkamda borazan sesine benzer yüksek
ses işittim.
11Ses
, “ Gördüklerini kitaba yaz ve yedi kiliseye , yani Efes , İzmir, Bergama,
Tiyatira , Sart , Filadelfya ve Laodikya’ya gönder “ dedi
12-13
Bana sesleneni görmek için arkama döndüm . Döndüğümde yedi altın kandillik
ve bunların ortasında ,giysileri ayağına kadar uzanan , göğsüne altın kuşak
sarınmış, insanoğluna benzer birini gördü.
14Başı
saçı ak yapağı gibi beyaz , kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan
ateşti sanki.
15Ayakları
ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi gürül gürül akan
suların sesi gibiydi.
16Sağ
elinde yedi yıldız vardı. Ağzından iki ağızlı keskin bir kılıç uzanıyordu.
Yüzü bütün gücüyle parlayan güneş gibiydi.
17O’nu
görünce ölü gibi ayaklarının dibine yığıldım. O ise sağ elini üzerime koyup
şöyle dedi “ Korkma ! ilk ve son ben’im “
18Diri
olan ben’im Ölmüştüm , ama işte sonsuzluklar boyunca diriyim. Ölümün ve
ölüler diyarının anahtarları bendedir.
19Bunun
için gördüklerini şimdi olanları ve bundan sonra olacakları haz.
20Sağ
elimde gördüğün yedi yıldızla yedi altın kendiliğin sırrına gelince , yedi
yıldız yedi kilisenin melekleri yedi kandillikse yedi kilisedir. “
Efes’teki Kilise Bölüm 2
1Efes’teki
kilisenin meleğine yaz. Yedi yıldızı sap elinde tutan , yerdi altın
kandilliğin ortasında yürüyen şöyle diyor :
2Yaptıklarını
çalışkanlığını sabrını biliyorum . Kötü kişilere katlanmadığını da
biliyorum. Elçi olmadıkları halde kendilerini elçi diye tanıtanları
sınadın ve onları yalancı buldun .
3Ve katlandın ve sabrın vardır ve benim adım uğruna emek verdin1
ve yorulmadın.
4Ama sana karşı bir şeyim var ki, ilk sevgini bırakmış oldun!
5Onun için, nereden düştüğünü hatırla ve tövbe et ve ilk
işlerini yap; yoksa sana çabuk
gelirim ve tövbe etmezsen senin şamdanını yerinden kaldırırım.
6Ama şu şeyin var ki, Nikolailer’in işlerinden nefret edersin;
ben de nefret ederim.
7Kulağı olan, Ruh’un kilise topluluklarına
ne dediğini işitsin. Galip gelene, Allah’ın
cennetinin ortasında bulunan hayat ağacından yemeyi
bağışlayacağım.’
İzmir’deki Kiliseye
8Ve İzmir’deki kilise topluluğunun meleğine yaz: Ölmüş olup da
yaşamakta olan, ilk ve son olan, şu şeyleri diyor:
9Senin işlerini ve sıkıntını ve fakirliğini biliyorum; ama
zenginsin; ve Yahudi değil, ama
Şeytan’ın havrası iken, kendilerinin Yahudi olduklarını söyleyenlerin
küfrünü bilirim.
10Çekmek üzere olduğun şeylerden hiç korkma. İşte, denenesiniz
diye İblis sizden bazılarını
zindana atmak üzeredir; ve on gün sıkıntınız olacaktır. Ölüme
dek sadık ol ve sana hayat tacını
vereceğim.
11 Kulağı olan, Ruh’un kilise topluluklarına ne dediğini işitsin.
Galip gelen, ikinci ölümden
hiç zarar görmeyecektir.’
Bergama’daki kiliseye
12Ve Bergama’daki kilise topluğunun meleğine yaz: İki ağızlı
keskin kılıcı olan şu şeyleri
diyor:
13 Senin işlerini ve nerede
oturduğunu biliyorum; Şeytan’ın tahtı oradadır; ve adımı sıkı
tutuyorsun ve Şeytan’ın oturduğu yerde, aranızda öldürülen
benim sadık tanığım
Antipas’ın günlerinde bile bana olan imanı2 inkâr
etmedin.
14 Ama sana karşı birkaç şeyim var; çünkü senin orada, put
kurbanlarını yemek için ve zina
işlemek için, İsrail oğullarının önüne tuzak1
atmayı Balak’a öğretmiş olan Balam’ın
öğretişini tutanların vardır.
15 Aynı şekilde, nefret ettiğim bir şey olan Nikolai’lerin
öğretişini tutanların da vardır.
16 Tövbe et! Yoksa, sana çabuk geleceğim ve ağzımın kılıcıyla
onlara karşı savaşacağım.
17 Kulağı olan, Ruh’un kilise topluluklarına ne dediğini
işitsin. Galip gelene, saklı
mannadana yemeği ona vereceğim; ve ona beyaz taş
vereceğim ve taşın üzerinde, onu
alandan başka kimsenin bilmediği yeni bir ad yazılıdır.’
Tiyatira Klisesi
18 Ve Tiyatira’daki kilise topluluğunun meleğine yaz: Ateş alevi
gibi gözleri olan ve ayakları
saf tunca benzeyen Allah’ın Oğlu şu şeyleri diyor:
19 Senin işlerini ve sevgini ve hizmetini ve imanını ve senin
katlanışını ve senin son
İşlerinin ilk işlerinden daha çok olduğunu biliyorum.
20 Ama sana karşı birkaç şeyin var ki, kendisini peygamber diye
adlandıran İzebel kadına,
zina etmek ve putlara sunulan şeyleri yemek için kullarıma
öğretmesine ve onları saptırmasına izin veriyorsun.
21Ve kendi zinasından tövbe etsin diye ona zaman verdim; ve
tövbe etmedi.
22İşte, onu bir yatağa ve kendi işlerinden tövbe etmezlerse
kendisiyle zina edenleri büyük
sıkıntı içine atacağım.
23Ve onun çocuklarını ölümle öldüreceğim; ve bütün kilise
toplulukları, gönülleri2 ve
yürekleri araştıranın ben olduğumu bilecekler; ve her
birinize, işlerinize göre vereceğim.
24 Ama size, Tiyatira’daki geri kalanlara, bu öğretişe sahip
olmayanların ve onların
Dedikleri gibi Şeytan’ın derin şeylerini bilmeyenlerin hepsine
diyorum: Üzerinize başka
Yük koymam;
25 Ama ben gelinceye dek sizde olanı sıkı tutun.
26-27Ve galip gelene ve benim işlerimi sona dek tutana, ben
Babamdan yetki aldığım gibi,
ona uluslar üzerinde yetki vereceğim; ve çömlek kapları1
kırılıp parçalandığı gibi onları
demir değnekle güdecektir;
28 Ve ona sabah yıldızını vereceğim.
29 Kulağı olan, Ruh’un kilise topluluklarına ne dediğini
işitsin.’
Bölüm 3
Sart’daki kiliseye
“Ve Sardis’teki kilise topluluğunun meleğine yaz: Allah’ın
yedi Ruh’u kendisinde olan ve
yedi yıldıza sahip olan bu şeyleri diyor: ‘Senin işlerini
bilirim ki, yaşıyorsun diye adın var
ve ölüsün.
2Uyanık ol ve ölmek üzere olan geri kalan şeyleri güçlendir; çünkü
Allah’ın önünde seni
işlerini tamamlanmış bulmadım.
3Onun için nasıl aldığını ve işittiğini hatırla ve tut2
ve tövbe et. Bundan dolayı eğer uyanık
olmazsan, senin üzerine hırsız gibi geleceğim ve senin üzerine
hangi saatte geleceğimi
hiç bilmeyeceksin.
4Sardis’te giysilerini kirletmemiş birkaç kişilerin3
de vardır; ve onlar benimle birlikte
beyazlar içinde yürüyecekler; çünkü lâyıktırlar.
5Galip gelen kişi, beyaz giysilerle giydirilmiş olacak; ve onun
adını hayat kitabından asla
silmeyeceğim ve onun adını Babamın önünde ve O’nun melekleri
önünde açıkça
söyleyeceğim.
6Kulağı olan, Ruh’un kilise topluluklarına ne
dediğini işitsin.’
Filadelfaya’ daki kiliseye
7Ve Filadelfiya’daki
kilise topluluğunun meleğine yaz: Kutsal olan, gerçek olan; Davut’un
anahtarına sahip olan, açan ve hiç kimse kapatamaz, kapatan ve
hiç kimse açamaz; bu
şeyleri diyor:
8Senin işlerini bilirim. İşte, senin önüne kimsenin
kapa-yamayacağı açılmış bir kapı
koydum; çünkü biraz gücün vardır ve benim sözümü tuttun ve
adımı inkâr etmedin.
9İşte, Yahudi değil, ama yalan söyleyip kendilerinin Yahudi
olduklarını söyleyen Şeytan’ın
havrasından bazılarını veriyorum;1 işte, onların
gelip senin ayaklarının önünde
eğilmelerini sağlayacağım ve benim seni sevdiğimi bilecekler.
10Sabrımın sözünü tuttuğun için, yer üzerinde oturanları
denemek üzere bütün dünyanın
üzerine gelecek olan de-neme saatinden ben de seni
koruyacağım.
11İşte, tez geliyorum; senin tacını kimse
almasın diye sende olanı sıkı tut.
12Galip geleni,
Allahımın tapınağında direk yapacağım ve artık hiç dışarı çıkmayacak; ve
onun üzerine Allahımın adını ve Allahımın şehrinin, Allahımın
gökten inen yeni
Yeruşalem’in adını ve benim yeni adımı yazacağım.
13Kulağı olan, Ruh’un kilise topluluklarına ne
dediğini işitsin.’
Laodikya’daki kilise topluluğunun meleğine yaz:
14Amin, sadık ve doğru olan tanık,
Allah’ın yaradılışının başlangıcı, bu şeyleri diyor:
15
Senin işlerini bilirim, ki ne soğuksun ne de
sıcak; keşke soğuk ya da sıcak olaydın.
16 Böylece, ne soğuk ne de sıcak, ılık olduğun için seni
ağzımdan kusacağım.
17
Çünkü zenginim ve zenginleştim ve hiçbir şeye
ihtiyacım yok diyorsun; ve zavallı ve
acınacak halde ve fakir ve kör ve çıplak olduğunu bilmiyorsun;
18Zengin olasın diye ateşle arıtılmış altın; ve giyinesin ve
çıplaklığının ayıbı açıklığa
19çıkarılmasın diye beyaz giysi; ve göresin diye gözlerine
süreceğin göz merhemi, benden
satın almanı sana öğütlerim.
20Ben sevdiklerimin hepsini azarlarım ve terbiye ederim; onun
için gayretli ol ve tövbe et.
21İşte, kapıda duruyor ve çalıyorum; eğer biri sesimi işi-tir ve
kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim
ve ben onunla ve o benimle birlikte akşam yemeği yiyeceğiz.
Ben nasıl galip geldim ve Babamla birlikte O’nun tahtında
oturdumsa, galip gelene de
benimle birlikte benim tahtımda oturmayı vereceğim.
22 Kulağı olan, Ruh’un kilise topluluklarına ne
dediğini işitsin.”
Bölüm 4
1 Bu şeylerden sonra gördüm ve işte, gökte bir kapı açıldı; ve
borunun sesi gibi işitmiş olduğum ilk ses benimle konuşarak dedi: “Buraya
çık ve bundan sonra olması gereken şeyleri sana göstereceğim.”
2Ve hemen Ruh’ta oldum; ve işte, gökte bir
taht kurulmuş ve tahtın üzerinde bir oturan
vardı;
3Ve Oturan, görünüşte yeşim ve kırmızı akik
taşına benziyordu; ve tahtın çevresinde
görünüşte zümrüde benzer bir gökkuşağı vardı.
4Ve tahtın etrafında yirmi dört taht ve
tahtlar üzerinde oturan beyaz giysilerle giyinmiş
yirmi dört ihtiyar gördüm; ve başları üzerinde taçları vardı.
5Ve tahttan şimşekler ve gök gürlemeleri ve
sesler çıkı-yordu; ve tahtın önünde yanan yedi
ateş meşalesi vardı ki, onlar Allah’ın yedi Ruhudur.
6Ve tahtın önünde billur gibi, sanki bir
cam denizi vardı. Ve tahtın ortasında ve tahtın
çevresinde, önden ve arka-dan gözlerle dolu dört canlı yaratık
vardı.
7Ve birinci canlı yaratık aslana benziyordu
ve ikinci canlı yaratık danaya benziyordu ve
üçüncü canlı yaratığın bir insan gibi yüzü vardı ve dördüncü
canlı yaratık uçan bir kartala
benziyordu.
8Ve dört canlı yaratık, her birisinin
kendine ait olan altı kanadı vardı; etrafı ve içleri gözlerle
doluydu; ve “Kutsal, kutsal, kutsal, var olmuş olan ve var
olan ve gelecek olan, her şeye güçü
olan Rab Allah” diyerek gündüz ve gece durmazlar.1
9Ve canlı yaratıklar, taht üzerinde Oturana,
çağlar çağına dek yaşayana yücelik ve onur ve
şükran sunduklarında,
10Yirmi dört ihtiyar, taht üzerinde Oturanın
önünde kapanırlar ve çağlar çağına dek yaşayana
tapınırlar; ve taçlarını tahtın önüne atarak diyorlar:
11“Ya Rab,1 yüceliği ve onuru ve
gücü almaya lâyıksın; çünkü bütün şeyleri sen yarattın ve
senin isteğin için var oldular ve yaratıldılar.”
Bölüm 5
1Ve taht üzerinde Oturan’ın sağ elinde,
içinden ve arkasından yazılı, yedi mühürle mühürlenmiş bir ki-tap2
gördüm.
2Ve yüksek sesle, “Kitabı açmaya ve onun
mühürlerini çözmeye kim lâyıktır” diye ilân eden
güçlü bir melek gördüm.
3Ve ne gökte, ne yer üzerinde, ne de yer
altında hiç kimse kitabı açamıyor, ne de ona
bakabiliyordu.
4Ve çok ağladım, çünkü kitabı açmaya ve
okumaya, ne de ona bakmaya lâyık hiç kimse
bulunmadı.
5Ve ihtiyarlardan biri bana dedi:* “Ağlama;
işte, Yahuda kabilesinden3 olan Aslan, Davut’un
kökü, kitabı açmaya ve onun yedi mührünü çözmeye O galip
geldi.”
6Ve işte, tahtın ve dört canlı yaratığın
ortasında ve ihtiyarların ortasında boğazlanmış gibi
duran bir kuzu gördüm; yedi boynuzu ve yedi gözü vardı ki,
bunlar bütün dünyaya
gönderilmiş olan Allah’ın yedi Ruhudur.
7Ve O geldi ve tahtın üzerinde Oturanın sağ
elinden kitabı aldı.
8Ve kitabı aldığı zaman, dört canlı yaratık
ve yirmi dört ihtiyar, her birinin çenkleri ve
kutsalların duaları olan buhurlarla
dolu altın tasları ellerinde olarak Kuzu’nun önünde
yere kapandılar.
9Ve yeni bir ilâhi söyleyip diyorlardı:
“Kitabı almaya ve onun mühürlerini açmaya lâyıksın;
çünkü boğazlandın ve kendi kanınla her kabileden ve dilden ve
halktan ve ulus-tan bizi1
Allah’a satın aldın;2
10Ve bizi3 Allahımıza krallar ve
kâhinler yaptın ve dünya üzerinde egemenlik süreceğiz.”
11Ve gördüm ve tahtın ve canlı yaratıkların
ve ihtiyarların etrafında pek çok meleklerin sesini
işittim; ve onların sayısı on binlerce on binler ve binlerce
binlerdi;
12Yüksek sesle diyorlardı: “Boğazlanmış olan
Kuzu, kudreti ve zenginliği ve bilgeliği ve gücü
ve onuru ve yüceliği ve bereketi almaya lâyıktır.”
13Ve gökte ve yerde ve yer altında ve deniz
üzerinde olan bütün yaratıkların ve onlarda olan
bütün şeylerin:“Taht üzerinde Oturana ve Kuzu’ya çağlar çağına
dek bere-ket ve onur ve
yücelik ve kudret olsun” dediklerini
işittim.
14Ve dört canlı yaratık, “Amin” dediler. Ve
yirmi dört ihtiyar yere kapanıp çağlar çağına dek
yaşayana tapındılar.
Bölüm 6
1Ve Kuzu yedi
mühürden birini açtığı zaman, gördüm ve dört canlı yaratıktan birinin, gök
gürlemesi sesi gibi, “Gel ve gör” dediğini işittim.
2Ve gördüm ve işte,
beyaz bir at ve onun üzerinde binmiş olanın bir yayı vardı; ve kendisine
bir taç verildi ve galip gelsin diye, yenerek çıktı.
3Ve ikinci mührü açtığı
zaman, ikinci canlı yaratığın, “Gel ve gör” dediğini işittim.
4Ve kızıl olan
başka bir at çıktı; ve onun üzerine binmiş olana, dünyadan barışı
kaldırmaya ve insanlar birbirlerini
boğazlasınlar diye kendisine yetki verildi; ve kendisine büyük bir
kılıç verildi.
5Ve üçüncü mührü
açtığı zaman, üçüncü canlı yaratığın, “Gel ve gör” dediğini işittim. Ve
gördüm ve işte, siyah bir at ve onun üzerine binmiş olanın elinde bir terazi
vardı.
6Ve dört canlı
yaratığın ortasında bir ses işittim: “Bir ölçek buğday bir dinara ve üç
ölçek arpa bir dinara; ve zeytinyağına ve şaraba zarar verme” diyordu.
7Ve dördüncü mührü
açtığı zaman, “Gel ve gör” diyen dördüncü canlı yaratığın sesini işittim.
8Ve gördüm ve işte,
soluk renkli bir at ve onun üzerine binenin adı ölümdü; ve ölüler diyarı1
onunla birlikte ardından geliyordu; ve onlara, kılıçla ve kıtlıkla ve
ölümle ve dünyanın vahşi hayvanlarıyla öldürmek için dünyanın dörtte biri
üzerine yetki verildi.
9Ve beşinci mührü
açtığı zaman, sunağın altında, Allah’ın sözü nedeniyle ve sahip oldukları
tanıklık nedeniyle boğazlanmış olanların canlarını gördüm;
10Ve yüksek sesle
bağırarak diyorlardı: “Ey kutsal ve gerçek olan egemen Efendi, ne zamana kadar
yargı yürütmeyeceksin ve yeryüzünde oturanlardan kanımızın öcünü
almayacaksın?”
11Ve onların her birine
beyaz kaftan verildi; ve kendileri gibi öldürülmek üzere olan kul2
yoldaşlarının ve kardeşlerinin de öldürülmeleri tamamlanıncaya dek, kısa
bir süre daha dinlenmeleri kendilerine söylendi.
12Ve altıncı mührü
açtığı zaman gördüm ve işte, büyük bir deprem oldu; ve güneş kıldan çul
gibi karardı ve ay kan gibi oldu;
13Ve göğün
yıldızları, büyük bir yel tarafından sallanan incir ağacının mevsimsiz incirlerini
attığı gibi yere düştüler.
14Ve gök, dürülen
bir tomar gibi çekildi; ve her dağ ve ada yerlerinden kaldırıldılar.
15Ve dünyanın
kralları ve büyükleri ve zenginleri ve binbaşıları ve güçlüleri ve her bir
kul ve hür adam, mağaralarda ve dağların kayalarında saklandılar;
16Ve dağlara ve
kayalara diyorlardı: “Üzerimize düşün ve taht üzerinde Oturanın yüzünden ve
Kuzu’nun gazabından bizi gizleyin;
17Çünkü O’nun gazabının
büyük günü geldi ve kim durabilir?
Bölüm 7
1Ve bu şeylerden sonra, ne yer üzerine, ne
deniz üzerine, ne de herhangi bir ağaç üzerine esmesin diye, yerin
dört yelini tutarak, yerin dört köşesi üzerinde duran dört melek gördüm.
2Ve diri Allah’ın mührü kendisinde olarak,
gündoğusundan yükselen başka bir melek gördüm; ve yere ve denize zarar vermeyi
kendilerine verilmiş olan dört meleğe yük-sek sesle bağırıp dedi:
3“Biz Allahımızın kullarını, alınlarının
üzerini mühürleyinceye dek, ne yere ne denize ne de ağaçlara zarar
ver-meyin.”
4Ve mühürlenmiş
olanların sayısını işittim; İsrail oğullarının bütün kabilelerinden1
yüz kırk dört bin mühürlenmişti.
5Yahuda kabilesinden on iki bin
mühürlenmişti; Ruben kabilesinden on iki bin,2 Gad kabilesinden
on iki bin,
6Aşer kabilesinden on iki bin, Naftali
kabilesinden on iki bin, Manasse kabilesinden on iki bin,
7Şimeon kabilesinden on iki bin, Levi
kabilesinden on iki bin, İssakar kabilesinden on iki bin,
8Zebulun kabilesinden on iki bin, Yusuf
kabilesinden on iki bin, Benyamin kabilesinden on iki bin mühürlenmişti.
9Bu şeylerden sonra gördüm ve işte, beyaz
kaftanlarla giyinmiş ve ellerinde hurma dallarıyla tahtın ve Kuzu’nun
önünde durmakta olan her ulustan ve kabileden ve halktan ve dillerden
kimsenin sayamayacağı büyük bir kalabalık vardı;
10Ve yüksek sesle bağırıp diyorlardı:
“Kurtarış taht üzerinde oturan Allahımıza ve Kuzu’ya aittir.”
11Ve bütün melekler, tahtın ve ihtiyarların
ve dört canlı yaratığın etrafında duruyorlardı; ve tahtın önünde yüzüstü
kapandılar ve Allah’a tapınarak diyorlardı:
12“Amin! Bereket3 ve yücelik ve
bilgelik ve şükür ve onur ve kudret ve güç, çağlar çağına dek
Allahımızındır. Amin.”
13Ve ihtiyarlardan biri bana şöyle diyerek
yanıt verdi: “Beyaz kaftanlarla giyinmiş olan bunlar kimlerdir ve nereden
geldiler?”
14Ve ona, “Sen bilirsin, efendim” dedim. Ve
o bana dedi: “Bunlar, o büyük sıkıntının içinden gelenlerdir ve kaftanlarını
yıkadılar ve kaftanlarını Kuzu’nun kanında beyaz ettiler.
15Bundan dolayı Allah’ın tahtının
önündedirler ve gece gündüz O’nun tapınağında O’na hizmet ediyorlar; taht
üzerinde oturan, çadırını onların üzerine gerecektir.
16Artık acıkmayacaklar, ne de artık
susayacaklardır; ne güneş, ne de her hangi bir sıcaklık onları hiçbir
şekilde çarpmayacaktır;
17Çünkü tahtın ortasında olan Kuzu onları
güdecek ve onları hayat sularının pınarlarına götürecek; ve Allah onların gözlerinden
bütün gözyaşlarını silecektir.”
Bölüm 8
1Ve yedinci mührü
açtığı zaman, gökte yarım saat kadar sessizlik oldu.
2Ve Allah’ın önünde
duran yedi meleği gördüm; ve onlara yedi boru verildi.
3Ve elinde altın
buhurdanı olan başka bir melek geldi ve sunakta durdu; ve tahtın önündeki
altın sunak üzerinde bütün kutsalların dualarına katsın diye, kendisine çok
buhur verildi.
4Ve kutsalların
dualarıyla birlikte buhurun dumanı, meleğin elinden Allah’ın önünde
yükseldi.
5Ve melek buhurdanı
aldı ve onu sunağın ateşinden doldurdu ve onu yeryüzüne attı; ve sesler ve
gök gürlemeleri ve şimşekler ve deprem oldu.
6Ve yedi boruları olan
yedi melek, borularını çalmaya hazırlandılar.
7Ve birinci melek
borusunu çaldı; ve kanla karışık dolu ve ateş oldu ve yeryüzüne atıldı; ve
yerin üçte biri yandı ve ağaçların üçte biri yandı ve bütün yeşil ot yandı.
8Ve ikinci melek
borusunu çaldı; ve ateşle yanan sanki büyük bir dağ denizin içine atıldı;
ve denizin üçte biri kan oldu:
9Ve denizde olup da
canlı olan yaratıkların üçte biri öldü; ve gemilerin üçte biri yok oldu.
10Ve üçüncü melek
borusunu çaldı; ve gökten, meşale gibi yanan büyük bir yıldız düştü; ve
ırmakların üçte biri üzerine ve su pınarlarının üzerine düştü.
11Ve yıldızın adı
Pelin diye çağrılır; ve suların üçte biri pelin oldu; ve insanlardan bir
çoğu sulardan öldü, çünkü sular acılaşmıştı.
12Ve dördüncü melek
borusunu çaldı; ve güneşin üçte biri ve ayın üçte biri ve yıldızların üçte
biri vuruldu; öyle ki, onların üçte biri kararsın ve günün üçte biri ışıldamasın,
gece de aynı şekilde.
13Ve gördüm ve göğün
ortasında uçan bir meleğin1
yüksek sesle, “Borularını çalmak
Bölüm 9
1Ve beşinci melek borusunu çaldı; ve gökten
yere düşen bir yıldız gördüm; ve ona dipsiz derinlik kuyu-sunun2
anahtarı verildi.
2Ve dipsiz derinlik kuyusunu açtı; ve
kuyudan büyük bir fırın dumanı gibi duman çıktı; ve kuyunun dumanından
güneş ve hava karardı.
3Ve dumanın içinden yeryüzüne çekirgeler
çıktı; ve yerin akreplerinin sahip oldukları güç gibi onlara güç verildi.
4Ve onlara, ne yerin otuna, ne herhangi
yeşil bir şeye, ne de herhangi bir ağaca değil, ama alınları üzerinde Allah’ın mührü olmayan insanlara zarar
vermeleri söylendi.
5Ve onları öldürmesinler, ama onlara beş ay
işkence edilsin diye kendilerine yetki verildi; ve onların işkencesi,
insanı soktuğu zaman, bir akrebin işkencesi gibiydi.
6Ve o günlerde insanlar ölümü arayacaklar,
ama onu bulmayacaklar; ve ölmeyi arzu edecekler ve ölüm onlardan
kaçacaktır.
7Ve çekirgelerin biçimleri, savaşa
hazırlanmış atlara benziyordu; ve başları üzerinde sanki altına benzer
taçlar vardı ve yüzleri insan yüzleri gibiydi.
8Ve kadınların saçları gibi saçları vardı,
dişleri de aslan dişleri gibiydi.
9Ve demirden göğüs zırhları gibi göğüs
zırhları vardı; ve kanatlarının sesi, savaşa koşan pek çok savaş at arabalarının
sesi gibiydi;
10Ve akrepler gibi1 kuyrukları ve iğneleri var; ve
insanlara beş ay zarar vermek için onların gücü kuyruklarındaydı.
11Ve onların üzerinde, dipsiz derinliğin
meleği olan bir kralları vardır; onun adı İbranice’de Abaddon’dur; ve Yunanca’da
Apolyon2 adını taşır.
12Birinci vay geçti. İşte, bu şeylerden
sonra iki vay daha geliyor.
13Ve altıncı melek borusunu çaldı; ve
Allah’ın önünde bulunan altın sunağın dört boynuzundan bir ses
işittim;
14Kendisinde boru olan altıncı meleğe,
“Büyük Fırat ır-mağı yanında bağlı olan dört meleği çöz” diyordu.
15Ve insanların üçte birini öldürsünler
diye, saat ve gün ve ay ve yıl için hazırlanmış olan dört melek çözüldü.
16Ve atlı orduların sayısı iki kez on bin
kere on bindi; ve onların sayısını duydum.
17Ve böylece görüntüde3 atları,
ve ateşten ve gök yakut-tan ve kükürtten göğüs zırhları olup da onlar
üzerine binmiş olanları gördüm; ve
atların başları aslanların başları gibiydi; ve ağızlarından ateş ve duman
ve kükürt çıkıyordu.
18İnsanların üçte biri bunların ağzından
çıkan ateşten ve dumandan ve kükürtten, bu üç beladan öldürüldüler.
19Çünkü atların kudreti ağızlarında ve
kuyruklarındadır; çünkü onların kuyrukları yılanlara benziyor ve başları
vardır; ve bunlarla zarar verirler.
20Ve bu belalarla öldürülmemiş olan
insanların geri kalanları, cinlere ve ne görebilen, ne işitebilen, ne de
yürüyebilen altın ve gümüş ve tunç ve taş ve tahta putlara tapınmasınlar
diye, kendi ellerinin işlerinden tövbe bile etmediler.
21Ve ne kendi cinayetlerinden, ne büyücülüklerinden,
ne zinalarından, ne de hırsızlıklarından tövbe ettiler.
Bölüm 10
1Ve gökten inmekte olan, bulutla giyinmiş
güçlü başka bir melek gördüm; ve başı üzerinde bir gökkuşağı vardı; ve yüzü
güneş gibi ve ayakları ateş direkleri gibiydi;
2Ve elinde açılmış küçük bir kitap vardı;
ve sağ ayağını deniz üzerine ve sol ayağını kara üzerine koydu;
3Ve aslan kükrer gibi yüksek bir sesle
bağırdı. Ve o bağırınca yedi gök gürlemesi kendi sesleriyle1
konuştular
4Ve yedi gök gürlemesi kendi sesleriyle
konuşunca,2 yazmak üzereydim; ve gökten bir sesin bana, “Yedi
gök gürlemesinin söylediği şeyleri mühürle ve onları yazma” dediğini
işittim.
5Ve deniz üzerinde ve
kara üzerinde durduğunu gördüğüm melek sağ elini göğe kaldırdı;
6Ve göğü ve onda olanları ve yeri ve onda
olanları ve denizi ve onda olanları
yaratanın, çağlar çağına dek yaşa-yanın
aracılığıyla yemin etti ki, artık gecikme olmayacak;
7Ama yedinci meleğin sesinin günlerinde,
boruyu çalmak üzere olduğunda, Allah’ın kendi kulları olan peygamberlere
müjdeyi bildirdiği gibi, O’nun sırrı da tamamlanacaktır.
8Ve gökten işitmiş
olduğum ses yine benimle konuşup dedi:* “Git, deniz üzerinde ve kara üzerinde
duran meleğin elindeki açık bulunan küçük kitabı al.”
9Ve meleğe gittim; ona, “Küçük kitabı bana
ver” dedim. Ve bana dedi: “Al ve onu ye; ve karnını acı edecek, ama ağzında
bal gibi tatlı olacak.”
10Ve küçük kitabı meleğin elinden aldım ve
onu yedim; ve ağzımda bal gibi tatlıydı; ve onu yediğim zaman karnım acı
olmuştu.
11Ve bana dedi:*1 “Senin, yine birçok halklar ve uluslar
ve diller
ve krallar hakkında peygamberlik etmen gerekir.”
Bölüm 11
1Ve bana değneğe
benzer bir kamış verilip şöyle dendi: “Kalk, Allah’ın tapınağını ve sunağı
ve onda tapınanları ölç.
2Ve tapınağın
dışındaki avluyu dışta bırak ve onu ölçme; çünkü o uluslara verildi; ve
kutsal şehri kırk iki ay ayak altında çiğneyecekler.
3Ve iki tanığıma
güç vereceğim ve çul giysilerle giyinmiş olarak bin iki yüz altmış gün
peygamberlik edecekler.”
4Dünyanın Rabbi
önünde duran iki zeytin ağacı ve iki şamdan bunlardır.
5Ve eğer bir kimse
onlara zarar vermek isterse, onların ağzından ateş çıkar ve düşmanlarını
yiyip bitirir; ve eğer bir kimse onlara zarar vermek isteyecekse, onun da
böyle öldürülmesi gerekir.
6Onların
peygamberlik günlerinde yağmur yağmasın diye, göğü kapama yetkisine
sahiptirler; ve sular üzerinde, onları kana döndürmek için ve istedikleri
kadar sık sık yeri her bela ile vurmak için yetkiye sahiptirler.
7Ve kendi
tanıklıklarını bitirdikleri zaman, dipsiz derinlikten çıkan canavar onlarla
savaşacak ve onları yenecek ve onları öldürecek.
8Ve onların
cesetleri, ruhsal olarak Sodom ve Mısır diye adlandırılan büyük şehrin
caddesi üzerinde olacak; onların Rabbi de orada çarmıha gerilmişti.
9Ve halklardan ve
kabilelerden ve dillerden ve uluslardan olanlar, üç buçuk gün onların
cesetlerini görecekler ve cesetlerinin mezara konulmasına izin
vermeyecekler.
10Ve yeryüzünde
oturanlar onlar üzerine sevinecek ve şenlik yapacaklar ve birbirlerine
armağanlar gönderecekler; çünkü bu iki peygamber yeryüzünde oturanlara
işkence etmişlerdi.
11Ve üç buçuk günden
sonra, Allah’tan onların içine ha-yat ruhu girdi ve ayakları üzerinde
durdular; ve onları görenlerin üzerine büyük korku düştü.
12Ve gökten onlara,
“Buraya çıkın!” diyen büyük bir ses işittiler. Ve bulut içinde göğe
çıktılar; ve onların düşmanları onları gördüler.
13Ve o saatte büyük
bir deprem oldu ve şehrin onda biri yıkıldı; ve depremde insanlardan yedi
bin kişi1 öldü; ve geriye kalanlar korktular ve göğün Allahına
yücelik verdiler.
14İkinci vay geçti;
işte, üçüncü vay tez geliyor.
15Ve yedinci melek
borusunu çaldı; ve gökte büyük sesler vardı, şöyle diyordu: “Dünyanın
krallıkları Rabbimizin ve O’nun Mesihinin oldu; ve çağlar çağına dek
egemenlik sürecektir.”
16Ve Allah’ın önünde
kendi tahtları üzerinde oturan yirmi dört ihtiyar, yüzüstü kapanıp Allah’a
tapındılar;
17Şöyle diyorlardı:
“Sana şükrederiz ey her şeye gücü olan, var olan ve var olmuş olan ve
gelecek olan Rab Allah; çünkü2 kendi büyük kudretini aldın ve
egemenlik sürdün.
18Ve uluslar
öfkelenmişlerdi ve senin gazabın geldi; ve ölülerin yargılanması ve
kulların olan peygamberlere ve kutsallara ve senin adından korkanlara,
küçüklere ve büyüklere ödül verme ve yeryüzünü mahvedenleri mahvetme zamanı
geldi.”
19Ve gökte Allah’ın
tapınağı açıldı; ve tapınağın-da O’nun antlaşma sandığı göründü; ve
şimşekler ve sesler ve gök gürlemeleri ve deprem oldu ve büyük dolu yağdı.
Bölüm 12
1Ve gökte büyük bir belirti göründü;
güneşle giyinmiş ve ayakları altında ay ve başı üzerinde on iki yıldızdan
tacı olan bir kadın;
2Ve çocuğa gebe olup doğurmak için, doğum
sancıları ve ağrı içinde bağırıyordu.
3Ve gökte başka bir belirti göründü; ve
işte, yedi başı ve on boynuzu ve başları üzerinde yedi taçı olan büyük
kızıl bir ejder.
4Ve onun kuyruğu göğün yıldızlarının üçte
birini sürüklüyordu; ve onları yeryüzüne attı. Ve ejder, doğurmak üzere
olan kadının önünde, doğurduğu zaman onun çocuğunu yutsun diye duruyordu.
5Ve kadın, bütün ulusları demir çomakla
güdecek olan bir erkek çocuk doğurdu; ve onun çocuğu Allah’a ve O’nun
tahtına kapılıp yukarı götürüldü.
6Ve kadın çöle kaçtı, orada kendisini bin
iki yüz altmış gün beslensinler diye, Allah tarafından hazırlanmış bir yeri
vardır.
7Ve gökte savaş oldu; Mikael ve melekleri
ejdere karşı savaştılar; ve ejder ve kendi melekleri savaştılar;
8Ve onlar galip olmadılar; ne de gökte
artık onların yeri bulundu.
9Ve büyük ejder dışarı atıldı, İblis ve
Şeytan diye adlandırılan, bütün dünyayı saptıran o eski yılan, öylece
yeryüzüne atıldı; ve melekleri onunla birlikte atıldılar.
10Ve gökte büyük bir sesin şöyle dediğini
duydum: “Allahımızın kurtarışı ve kudreti ve krallığı ve Mesihinin yetkisi
şimdi gelmiş oldu;1 çünkü kardeşlerimizin suçlayıcısı, onları
Allahımızın önünde gündüz ve gece suçlayan aşağı atıldı.
11Ve onlar, Kuzu’nun kanı nedeniyle ve kendi
tanıklıklarının sözü nedeniyle onu yendiler; ve ölüme dek canla-rını2
sevmediler.
12Bundan dolayı, ey gökler ve onlarda
oturanlar sevinin. Yeryüzünde
oturanlara ve denizdekilere vay! Çünkü İblis, zamanının kısa olduğunu bilerek, büyük
öfkeyle size indi.
13Ve ejder, yeryüzüne atıldığını görünce,
erkek çocuğu doğuran kadına işkence etti.
14Ve yılanın önünden çöle, kendi yerine
uçsun diye, kadına büyük kartalın iki kanadı verildi; orada bir vakit ve
vakitler ve yarım vakit beslenir.
15Ve yılan, kadını ırmak tarafından
sürükleyip götürsün diye, onun ardına kendi ağzından bir ırmak gibi su
fış-kırttı.
16Ve yer kadına yardım etti; ve yer ağzını
açıp ejderin kendi ağzından fışkırttığı ırmağı yuttu.
17Ve ejder kadına öfkelendi ve onun soyunun
geriye kalanıyla, yani Allah’ın emirlerini tutup İsa Mesih’in tanıklığına
sahip olanlarla savaşmaya gitti.
Bölüm 13
1Ve denizin kumu üzerinde durdum; ve yedi
başı ve on boynuzu olan bir canavarın denizden çıktığını gördüm; ve
boynuzlarının üzerinde on taç ve başları üzerin-de küfür adı vardı.
2Ve gördüğüm canavar parsa benziyordu ve
ayakları ayı ayakları gibiydi ve ağzı aslan ağzı gibiydi; ve ejder ona
kendi gücünü ve kendi tahtını ve büyük yetki verdi.
3Ve başlarından birini ölüm derecesinde
yaralanmış gibi gördüm; ve onun ölüm yarası iyi edildi; ve bütün dünya
canavarın ardınca şaştı.
4Ve canavara yetki veren ejdere taptılar;
ve, “Canavara benzeyen kimdir? Onunla kim savaşabilir?” diyerek canavara
taptılar.
5Ve kendisine, büyük şeyler ve küfürler
söyleyen bir ağız verildi; ve kırk iki ay işlemek üzere kendisine yetki
verildi.
6Ve Allah’a
karşı küfretmek, O’nun adına ve O’nun çadırına ve gökte oturanlara
küfretmek için ağzını açtı.
7Ve kutsallarla savaşmak ve onları yenmek
için ona izin verildi; ve kendisine, her kabile ve dil ve ulus üzerine yetki
verildi.
8Ve yeryüzünde oturanların hepsi, dünya
kurulalıdan beri boğazlanmış Kuzu’nun1 hayat kitabında adı
yazılmamış olan herkes ona tapacak.
9Bir kimsenin kulağı varsa işitsin.
10Eğer bir kimse
esirliğe götürüyorsa,2 esirliğe gider; eğer bir kimse kılıçla
öldürürse, onun kılıçla öldürülmesi gerektir. Kutsalların tahammülü ve
imanı işte buradadır!
11Ve yerden çıkan başka bir canavar gördüm;
ve kuzu gibi iki boynuzu vardı ve ejder gibi konuşuyordu.
12Ve birinci canavarın bütün yetkisini onun önünde
kullanıyor; ve yeryüzünü ve onda oturanları, ölüm yarası iyi edilmiş olan
birinci canavara tapındırıyor.
13Ve büyük belirtiler yapıyor; öyle ki,
insanların önünde gökten yeryüzüne ateş bile inmesini sağlıyor.
14Ve kılıç yarası olan ve yaşayan canavara
bir şekil4 yapmalarını yeryüzünde oturanlara söyleyerek,
canavarın ö-nünde yapmak için kendisine verilmiş olan belirtiler ne-deniyle
yeryüzünde oturanları saptırıyor.
15Ve canavarın şekli de konuşsun ve
canavarın şekline tapmayanların hepsini ölüme uğratsın diye, canavarın
şekline nefes vermek için kendisine güç verildi.
16Ve küçüğün ve büyüğün ve zenginin ve
fakirin ve öz-gür ile köle adamların
sağ elleri üzerine ya da alınları üzerine işaret vursun diye,
hepsine kabul ettiriyordu;5
17Ve öyle ki, işaret ya da canavarın adı ya
da onun adının sayısı kendisinde olandan başka, hiç kimse ne satın
alabilsin, ne de satabilsin.
18Bilgelik işte burada! Anlayışı olan,
canavarın sayısını hesaplasın; çünkü bir adamın sayısıdır;6 ve
onun sayısı altı yüz altmış altıdır.
Bölüm 14
1Ve gördüm ve işte, Kuzu Sion dağı üzerinde dur-makta ve O’nunla
birlikte, alınları üzerinde kendisinin adı ve Babasının adı yazılmış olan
yüz kırk dört bin kişi vardı.
2Ve gökten, çok
suların sesi gibi ve büyük gök gürleme-sinin sesi gibi bir ses işittim; ve
çenklerini çalan çenkçilerin sesini işittim;1
3Ve tahtın önünde
ve dört canlı yaratığın ve ihtiyarların önünde, sanki yeni bir ilâhi
söylüyorlar. Ve yeryüzünden satın alınmış olan yüz kırk dört bin kişiden
başka hiç kimse o ilâhiyi öğrenemez.
4Kadınlarla
lekelenmemiş olanlar bunlardır, çünkü onlar bakirdirler;2
bunlar, Kuzu her nereye giderse O’nun ardından gidenlerdir. Bunlar, Allah’a
ve Kuzu’ya turfanda olarak insanlar arasından satın alınmışlardır;
5Ve ağızlarında
hile bulunmadı; Çünkü Allah’ın tahtı önünde kusursuzdurlar.
6Ve yeryüzünde oturanlara
ve her ulusa ve kabileye ve dile ve halka ilân etmek için, sonsuz İncil’e
sahip olup göğün ortasında uçan başka bir melek gördüm;
7Yüksek sesle
diyordu: “Allah’tan korkun ve O’na yücelik verin; çünkü O’nun yargı saati
geldi; ve göğü ve yeri ve denizi ve sular pınarlarını yaratana tapının.
8Ve başka ikinci
bir melek ardından gelip şöyle diyordu: “Yıkıldı! Bütün uluslara içmek için
vermiş olduğu kendi zinasının azgınlığı şarabından dolayı büyük Babil
yıkıldı!”
9Ve onları başka
üçüncü bir melek izledi; yüksek sesle şöyle diyordu: “Eğer bir kimse
canavara ve onun şekline taparsa ve alnı üzerine ya da eli üzerine damgayı
kabul ederse,
10O da, Allah’ın3
gazabının kasesinde katkısız olarak karıştırılmış4 olan Allah’ın
öfkesinin şarabından içecektir; ve kutsal melekler önünde ve Kuzu’nun
önünde ateş ve kükürtle işkence edilecektir;
11Ve işkencelerinin
dumanı çağlar çağına dek yükselecek; ve canavara ve onun şekline tapanlar,
ve onun adının damgasını her kim kabul etmişse, onların gündüz ve gece
rahatları yoktur.
12Kutsalların
tahammülü buradadır; Allah’ın emirlerini ve İsa’nın imanını koruyanların
tahammülü buradadır.”
13Ve gökten bir ses
işittim, bana şöyle diyordu: “Yaz, bundan sonra Rab’de ölen ölülere ne
mutlu!” “Evet” diyor Ruh, “ta ki kendi emeklerinden dinlensinler; ve
işleri onları izliyor.”
14Ve gördüm ve işte,
beyaz bir bulut ve bulutun üzerinde oturan İnsanoğlu’na benzer biri, başı
üzerinde bir altın taç ve elinde keskin bir orak vardı.
15Ve tapınaktan
başka bir melek çıktı, bulut üzerinde oturana yüksek sesle, “Orağını gönder
ve biç; çünkü senin için biçme saati gelmiştir; çünkü yerin ürünü kurumuştur”1
diye bağırdı.
16Ve bulut üzerinde
oturan, orağını yeryüzüne attı ve yer biçildi.
17Ve gökteki
tapınaktan başka bir melek çıktı; onun da keskin bir orağı vardı.
18Ve ateş üzerinde
yetkisi olan başka bir melek sunaktan çıktı; ve keskin orağı olana yüksek
sesle çağırıp dedi: “Keskin orağını gönder ve yerin asmasının salkımlarını
topla; çünkü onun üzümleri tamamen olgunlaştı.”
19Ve melek orağını
yere attı ve yerin asmasını2 topladı ve Allah’ın öfkesinin
büyük üzüm ezme çukuruna attı.
20Ve ezme çukurunda
üzüm,3 şehrin dışında çiğnendi; ve atların gemlerine erişecek
derecede üzüm çukurundan kan çıktı; bin altı yüz ok atımı uzaklığa kadar.
Bölüm 15
1Ve gökte büyük ve
şaşılacak4 başka bir belirti, son yedi belaya sahip olan yedi
melek gördüm; çünkü Allah’ın öfkesi bunlarla tamamlanmış olur.
2Ve ateşle karışık
sanki camdan bir deniz gördüm; ve canavarı ve onun şeklini ve adının
sayısını yenenleri, Allah’ın çenkleri
kendilerinde olarak cam denizin üzerinde durmakta gördüm.
3Ve Allah’ın kulu
Musa’nın ilâhisini ve Kuzu’nun ilâhisini söyleyerek diyorlardı: “Ey her
şeye güçü olan Rab Allah, senin işlerin
büyük ve hayret vericidir; ey kutsal-ların1 Kralı, senin
yolların adil ve doğrudur;
4Ey Rab, senden kim
korkmayacak ve adını yüceltmeyecek? Çünkü kutsal olan yalnız sensin; çünkü
bütün uluslar gelecekler ve senin önünde tapınacaklar; çünkü senin adil
işlerin2 belli oldu.”
5Ve bu şeylerden
sonra gördüm ve işte, gökte tanıklık çadırının tapınağı açıldı:
6Ve yedi balaya
sahip olan yedi melek, temiz ve parlak ketenle giyinmiş ve göğüsleri
etrafında altın kuşaklarla kuşanmış olarak tapınaktan çıktılar.
7Ve dört canlı
yaratıktan biri yedi meleğe, çağlar çağına dek yaşayan Allah’ın öfkesiyle
dolu yedi altın tas verdi.
8Ve tapınak,
Allah’ın yüceliğinden ve kudretinden dumanla doldu; ve yedi meleğin yedi
belası tamamlanınca-ya dek kimse tapınağa giremedi.
Bölüm 16
1Ve tapınaktan yedi
meleğe, “Gidin ve Allah’ın öfkesinin yedi tasını yeryüzüne boşaltın” diyen
yüksek bir ses işittim.
2Ve birincisi gitti
ve tasını yer üzerine boşalttı; ve canavarın damgası kendisinde olan ve
onun şekline tapan adamlar üzerinde kötü ve ıstırap verici yaralar mey-dana
geldi.
3Ve ikinci melek tasını
denize boşalttı; ve ölü birinin kanı gibi deniz kan oldu; ve denizde her
yaşayan can öldü.
4Ve üçüncü melek tasını
ırmaklara ve suların pınarlarına boşalttı; ve onlar kan oldular.
5Ve sular meleğinin
şöyle dediğini işittim: “Ey var olan ve var olmuş olan ve kutsal olan Rab!
Adilsin, çünkü bu şeyleri sen yargıladın;1
6Çünkü kutsalların
ve peygamberlerin kanını döktüler; sen de içmek için onlara kan verdin;
çünkü lâyıktırlar.”
7Ve tapınaktan
başka birinin, “Evet, her şeye gücü olan Rab Allah, senin yargıların doğru
ve adildir” dediğini işittim.
8Ve dördüncü melek tasını güneş üzerine boşalttı; ve ona,2
insanları ateşle kavurma gücü verildi.
9Ve insanlar büyük
ısıyla kavruldular; ve bu belalar üze-rinde yetkisi olan Allah’ın adına
küfrettiler; ve O’na yücelik vermek için tövbe etmediler.
10Ve beşinci melek
tasını canavarın tahtı üzerine boşalttı; ve onun krallığı kararmış oldu; ve
insanlar acı-dan3 dillerini ısırdılar;
11Ve acılarından ve
yaralarından dolayı göğün Allah’ına küfrettiler; ve kendi işlerinden tövbe
etmediler.
12Ve altıncı melek
tasını büyük Fırat nehri üzeri-ne boşalttı; ve gündoğusundan gelecek olan
kralların yo-lu hazırlansın diye onun suları kurudu.
13Ve ejderin
ağzından ve canavarın ağzından ve yalancı peygamberin ağzından çıkan,
kurbağalara benzer üç murdar ruh gördüm;
14Çünkü onlar
belirtiler yapan cinlerin ruhlarıdır; onlar, her şeye gücü olan Allah’ın o
büyük gününün savaşı için bir araya toplamak üzere bütün dünyanın krallarına
gidiyorlar.
15“İşte hırsız gibi
geliyorum. Çıplak dolaşmasın ve onun utancını görmesinler diye, uyanık
durana ve elbiselerini koruyana ne mutlu!”
16Ve onları
İbranice’de Armageddon4 denilen yere topladılar.
17Ve yedinci melek tasını havaya boşalttı; ve göklerin tapınağından
ve tahttan, “yerine getirilmiştir!”1 diye yüksek bir ses çıktı;
18Ve sesler ve gök
gürlemeleri ve şimşekler vardı; ve büyük bir deprem oldu; öyle büyük, öyle
güçlü bir deprem ki, insanların yeryüzünde var olduğundan beri böylesi olmamıştır.
19Ve büyük şehir üç
parça oldu; ve ulusların şehirleri yıkıldı; ve kendi gazabının öfkesi
şarabının kasesi ona verilmek üzere büyük Babil, Allah’ın önünde anıldı.
20Ve her ada kaçtı
ve dağlar bulunmaz oldular.
21Ve gökten,
insanların üzerine bir talant ağırlığı kadar büyük dolu yağdı; ve dolu
belasından ötürü insanlar Allah’a küfrettiler; çünkü bela aşırı derecede
büyüktü.
Bölüm 17
1Ve yedi tasları
olan yedi melekten biri geldi ve benimle konuşup bana dedi: “Buraya gel,
çok sular üze-rinde oturan büyük fahişenin yargısını2 sana
göstereceğim;
2Onunla yerin
kralları zina ettiler; ve yeryüzünde oturanlar onun zinasının şarabıyla
sarhoş oldular.”
3Ve beni Ruh’ta
çöle götürdü; ve yedi başı ve on boynuzu olan, küfür adlarıyla dolu kırmızı
bir canavarın üstünde oturan bir kadın gördüm.
4Ve kadın, elinde
iğrençliklerle ve kendi zinasının murdarlığıyla dolu bir altın kâse olarak,
erguvani ve kırmızı giysilerle giyinip kuşanmış ve altın ve değerli taşlar
ve incilerle süslenmişti;
5Ve onun alnı
üzerinde bir ad yazılıydı: “SIR, BÜYÜK BABİL, DÜNYA FAHİŞELERİNİN VE
İĞRENÇLİKLERİ-NİN ANASI.”
6Ve kadını
kutsalların kanıyla ve İsa’nın tanıklarının kanıyla sarhoş gördüm. Ve onu
görünce büyük şaşkınlıkla şaştım.
7Ve melek bana
dedi: “Neden şaştın? Kadının ve onu taşıyan yedi başlı ve on boynuzlu
canavarın sırrını ben sana söyleyeceğim.
8Gördüğün canavar
vardı; ve yoktur; ve dipsiz derinlik-ten çıkmak üzeredir ve yok olmaya
gidiyor; ve yeryüzün-de yaşayanlar,
dünya kurulalıdan beri adları hayat kitabın-da yazılmamış olanlar,
canavarı görünce şaşacaklar; o ki, vardı ve yoktur ve yine olacaktır.1
9Bilgeliğe sahip
olan akıl, işte buradadır; yedi baş, kadının üzerlerinde oturduğu yedi
dağdır.
10Ve yedi kral
vardır;2 beşi düştü ve biri vardır, ötekisi henüz gelmedi; ve geldiği
zaman onun az bir süre kalması gerektir.
11Ve var olan ve
şimdi olmayan canavarın kendisi de sekizincidir; ve yedilerden olup yok
olmaya gidiyor.
12Ve gördüğün on
boynuz, henüz krallık almamış on kral-dır; ama canavarla birlikte krallar
olarak bir saat yetki alırlar.
13Bunlar tek
düşünceye sahiptirler; ve kendi güçlerini ve yetkilerini canavara verirler.
14Bunlar Kuzu ile
savaşacaklar ve Kuzu onları yenecek-tir; çünkü O, rablerin Rab’bi ve
kralların Kralı’dır; ve O’nunla birlikte olanlar, çağrılmış ve seçilmiş ve
sadık olanlardır.”
15Ve bana dedi:*
“Fahişenin üzerinde oturduğunu gör-düğün sular, halklar ve kalabalıklar ve
uluslar ve dillerdir.
16Ve gördüğün on
boynuz ve canavar,3 bunlar fahişeden nefret edecekler ve
onu perişan ve çıplak edecekler; ve onun etini yiyecekler ve onu ateşle
yakacaklar.
17Çünkü Allah’ın
sözleri yerine gelinceye dek, Allah’ın düşüncesini yapmayı ve bir fikirde
olmayı, kendi krallıklarını canavara vermeyi onların yüreğine O koydu.
18Ve gördüğün kadın,
dünyanın kralları üzerinde krallığı4 olan büyük şehirdir.”
Bölüm 18
1Ve bu şeylerden sonra, büyük yetkisi olan
başka bir meleğin gökten inmekte olduğunu gördüm; ve yeryüzü onun
yüceliğiyle aydınlandı.
2Ve kudretle bağırıp yüksek bir sesle dedi:
“Yıkıldı, büyük Babil yıkıldı; ve cinlerin konutu ve her murdar ruhun
zindanı1 ve her murdar ve nefret duyulan kuşun zindanı1
oldu.
3Çünkü bütün uluslar onun zinasının
azgınlık şarabından içtiler; ve dünyanın kralları onunla zina ettiler; ve
dünyanın tüccarları onun lüksünün2 gücüyle zenginleştiler.”
4Ve gökten başka bir ses işittim, diyordu:
“Ey halkım, onun günahlarına ortak olmayasınız3 ve onun
belalarından pay almayasınız diye ondan çıkın;
5Çünkü onun günahları göğe dek erişti;4
ve Allah onun kötülüklerini hatırladı.
6Kendisi size karşılık verdiği gibi ona
karşılık verin; ve onun işlerine göre kendisine iki katını verin. Size,
karıştırıp doldurduğu kaseyi, kendisine iki kat karıştırıp doldurun.
7Kendisini ne kadar yücelttiyse ve lüks
içinde yaşadıysa, ona o kadar işkence ve keder verin. Çünkü kendi yüreğinde,
‘Ben bir kraliçe olarak oturuyorum ve dul değilim ve asla yas görmeyeceğim’
diyor.
8Bu nedenle onun belaları, ölüm ve yas ve
kıtlık bir gün içinde gelecek ve ateşle yakılacaktır; çünkü onu yargıla-yan
Rab Allah güçlüdür.
9-10Ve onunla zina etmiş ve lüks içinde
yaşamış olan dünyanın kralları, onun yanışının dumanını görünce, onun
azabının korkusundan dolayı uzakta durup, ‘Vay, vay, büyük şehir, güçlü
şehir, Babil! Çünkü senin yargın bir saat içinde geldi’ diyerek, onun
üzerine ağlayacaklar ve onun için dövünecekler.
11Ve dünyanın tüccarları onun için ağlayıp
yas tutarlar, çünkü onların mallarını artık kimse almıyor;
12Altından ve gümüşten ve değerli taştan ve
inciden ve ince ketenden ve erguvaniden ve ipekten ve kırmızıdan olan malları;
ve her çeşit kokulu ağacı ve fildişinden her çeşit kabı ve en değerli ağaç
ve tunç ve demir ve mermer-den her çeşit kabı;
13Ve tarçını ve kokuları ve yağı ve günnüğü
ve şarabı ve zeytinyağını ve ince unu ve buğdayı ve sığırları ve koyunları
ve atlar ile arabaları ve köleler malını ve insanların canlarını artık
kimse almıyor.
14Ve senin canının arzuladığı meyveler
senden ayrılıp gitti; ve bütün zarif1 ve parlak şeyler senden
ayrılıp yok oldu; ve onları artık hiç bulmayacaksın.
15Bu şeylerin tüccarları, onun2
aracılığıyla zengin olmuş olanlar,
ağlayarak ve yas tutarak onun işkencesinin korkusundan dolayı uzakta
duracaklar;
16Ve diyecekler: ‘Vay, vay, ince keten ve
erguvani ve kırmızı ile kuşanmış ve
altın ve değerli taş ve incilerle bezenmiş olan büyük şehir!
17Çünkü bir saat içinde bu kadar büyük
zenginlik harap edildi.’ Ve her gemi reisi ve gemilerdeki bütün mürettebat,
ve gemiciler ve deniz yoluyla ticaret yapanların hep-si uzakta
durdular;
18Ve onun yanışının dumanını görünce, ‘Hangi
şehir bu büyük şehre benzer?’ diyerek feryat ettiler.
19Ve kendi başları üzerine toprak attılar ve
feryat ettiler; ağlayarak ve yas tutarak diyorlardı: ‘Vay, vay, büyük şehir!
Denizde gemileri olanların hepsi, onun çok pahalı şeyleri4
aracılığıyla zengin oldular! Çünkü o, bir saatte harap edildi.’
20Ey gök ve kutsal5 resuller ve
peygamberler onun üzerine sevinin;
çünkü Allah onu yargılayarak hakkınızı aldı.
21Ve güçlü bir melek, büyük bir değirmen
taşı gibi bir taş kaldırdı ve şöyle diyerek denize attı: ‘Büyük şehir,
Babil, bu şekilde şiddetle aşağı atılacak ve artık hiç bulunmayacak;
22Ve artık sende, çenkçilerin ve çalgıcıların
ve flüt çalanların ve borazancıların sesi hiç işitilmeyecek; ve artık sende
hiçbir sanatın bir sanatçısı asla bulunmayacak; ve artık sende değirmen sesi
hiç duyulmayacak;
23Ve artık sende kandil ışığı hiç
ışıldamayacak; ve artık sende güvey ve gelin sesi hiç duyulmayacak; çünkü
senin tüccarların, dünyanın büyük kişileriydiler; çünkü bütün uluslar
büyücülüğünle saptırıldılar.1
24Ve peygamberlerin ve
kutsalların ve yeryüzünde boğazlananların hepsinin kanı onda bulundu.’”
Bölüm 19
1Ve bu şeylerden
sonra büyük bir kalabalığın yüksek sesini işittim, şöyle diyorlardı:
“Halleluya! Kurtarış ve yücelik ve onur ve kudret Rab Allahımızındır;
2Çünkü O’nun
yargıları doğru ve adildir; çünkü yeryüzünü kendi zinasıyla bozan3
büyük fahişeyi yargıladı; ve kendi kullarının kanının öcünü ondan4
aldı.”
3Ve ikinci kez
dediler: “Halleluya!” Ve onun dumanı çağlar çağına dek tütüyor.
4Ve yirmi dört
ihtiyar ve dört canlı yaratık yere kapandılar ve, “Amin, Halleluya!”
diyerek taht üzerinde oturan Allah’a tapındılar.
5Ve tahttan bir ses
çıktı, şöyle diyordu: “Ey O’nun bütün kulları ve O’ndan korkanlar, küçükler
ve büyükler, Allahımızı övün.”
6Ve sanki büyük bir
kalabalığın sesi gibi ve pek çok suların sesi gibi ve güçlü gök
gürlemelerinin sesi gibi bir ses işittim, şöyle diyordu: “Halleluya! Çünkü
her şeye gücü olan Rab Allahımız egemenlik sürüyor.
7Sevinelim ve
coşalım; ve yüceliği O’na verelim; çünkü Kuzu’nun düğünü geldi; ve O’nun
eşi, kendini hazırladı.
8Ve saf ve parlak,
ince keten giyinsin diye kendisine verildi; çünkü ince keten kutsalların
salâh işleridir.”
9Ve bana dedi:* “Yaz, Kuzu’nun düğün şölenine çağrılan-lar mutludurlar.”
Ve bana, “Bunlar Allah’ın gerçek sözleridir” dedi.*
10Ve ona tapınmak
için ayaklarının önüne kapandım. Ve bana dedi:* “Sakın bunu etme! Ben senin
ve kendilerinde İsa’nın tanıklığı olan
kardeşlerinin kul olan arkadaşıyım; Allah’a tapın. Çünkü İsa’nın
tanıklığı peygamberlik ruhudur.”1
11Ve göğü açılmış
gördüm; ve işte, beyaz bir at; ve onun üzerine binen, Sadık ve Gerçek
adıyla çağrılır; ve adaletle yargılar ve savaşır.
12Ve O’nun gözleri
ateş alevi gibiydi; ve başı üzerinde çok taçlar vardı; kendisinden başka
hiç kimsenin bilmediği yazılmış bir adı vardır.
13Ve kana batırılmış
bir giysiyle giyinmiş olup O’nun adı, ‘Allah’ın Sözü’ diye çağrılır.
14Ve gökteki
ordular, beyaz ve saf, ince ketenle giyinmiş olarak beyaz atlar üzerinde
O’nun ardından geliyorlardı.
15Ve ulusları onunla
vursun diye, O’nun ağzından keskin bir kılıç çıkıyor; ve onları bir demir
çomakla güdecek; ve her şeye gücü olan Allah’ın gazabı ve öfkesi şarabının
üzüm ezme çukurunua kendisi basacaktır.
16Ve elbisesi
üzerinde ve kalçası üzerinde, “KRALLARIN KRALI VE RABLERİN RABBİ” diye
yazılmış bir adı vardı.
17Ve güneşte duran
bir melek gördüm; ve yüksek sesle bağırıp göğün ortasında uçan bütün
kuşlara diyordu: “Gelin ve büyük
Allah’ın ziyafeti2 için bir araya toplanın;
18Öyle ki, kralların
etini ve binbaşıların etini ve güçlü adamların etini ve atların ve
üzerlerine binenlerin etini ve özgürlerin ve kölelerin ve küçüklerin ve
büyüklerin, hepsinin etini yiyesiniz.”
19Ve canavarı ve
dünya krallarını ve onların ordularını, at üstünde oturanla ve O’nun ordusuyla
savaşmak için bir araya toplanmış gördüm.
20Ve canavar ile
onun önünde belirtiler yapan ve o belirtilerle canavarın damgasını alıp
onun şekline tapanları saptıran yalancı peygamber birlikte alındılar. Her
ikisi kükürtle yanan ateş gölüne diri diri atıldılar;
21Ve geriye
kalanlar, at üstünde oturanın ağzından çıkan kılıçla öldürüldüler; ve bütün
kuşlar onların etiyle doydular.
Bölüm 20
1Ve gökten inmekte
olan bir melek gördüm; elinde dipsiz derinliğin anahtarı ve büyük bir
zincir vardı.
2Ve İblis ve Şeytan
olan ejderi, eski yılanı tuttu ve onu bin yıl için bağladı.
3Ve bin yıl
tamamlanıncaya dek artık ulusları saptırma-sın1 diye, onu dipsiz
derinliğe attı ve onu orada kapadı ve onun üzerini mühürledi; ve bu
şeylerden sonra onun kısa bir süre çözülmesi gerektir.
4Ve tahtlar gördüm;
ve onların üzerine oturdular ve onlara yargılama yetkisi verildi; İsa’nın
tanıklığından dolayı ve Allah’ın sözünden dolayı başı kesilmiş olanların
canları ile, ne canavara ne de onun şekline tapmamış ve alınları üzerine ve
elleri üzerine damgayı almamış olanları gördüm; ve onlar dirildiler2
ve Mesih’le birlikte bin yıl egemenlik sürdüler;
5Ama ölülerin geri
kalanları bin yıl tamam oluncaya dek dirilmediler.3 İlk diriliş
budur.
6İlk dirilişte payı olan mutlu ve kutsaldır; bunların üzerin-de ikinci ölümün
yetkisi yoktur; ama Allah’ın ve Mesih’in kâhinleri olacaklar ve O’nunla
birlikte bin yıl egemenlik süreceklerdir.
7Ve bin yıl
tamamlanınca, Şeytan zindanından çözülecek;
8Ve yeryüzünün dört
köşesinde olan ulusları, Gog ve Megog’u saptırmak, onları savaş için bir
araya toplamak üzere çıkacak; onların sayısı denizin kumu gibidir.
9Ve yeryüzünün
genişliği üzerine çıktılar ve kutsalların ordugâhını ve sevgili şehri
kuşattılar; ve Allah’tan, göğün içinden ateş indi ve onlar yiyip yuttu.
10Ve onları saptıran
İblis, canavar ile yalancı peygamberin içinde bulundukları ateş ve kükürt
gölüne atıldı; ve gündüz ve gece, çağlar çağına dek onlara işkence edilecektir.
11Ve büyük, beyaz
bir taht ve onun üzerinde oturanı gördüm; yer ve gök O’nun yüzünden
kaçtılar ve onlar için bir yer bulunmadı.
12Ve ölüleri,
büyükleri ve küçükleri tahtın önünde dur-makta
gördüm ve kitaplar açıldı; ve hayat kitabı olan başka bir kitap
açıldı. Ve ölüler, kitaplarda yazılmış olan şeylerden, kendi işlerine göre
yargılandılar.
13Ve deniz
kendisinde olan ölüleri verdi; ve ölüm ve ölüler diyarı kendilerinde olan
ölüleri verdiler; ve her biri, kendi işlerine göre yargılandı.
14Ve ölüm ve ölüler
diyarı ateş gölüne atıldılar. İkinci ölüm budur.1
15Ve her kim hayat
kitabında yazılmamış bulunduysa, ateş gölüne atıldı.
Bölüm 21
1Ve yeni bir gökle
yeni bir yer gördüm; çünkü ilk gök ve ilk yer geçip gittiler; ve artık
deniz yok.
2Ve ben Yuhanna,
kutsal şehri, yeni Yeruşalem’i kendi kocası için hazırlanmış süslü bir
gelin gibi göğün içinden, Allah’tan inmekte gördüm.
3Ve gökten büyük
bir ses işittim, şöyle diyordu: “İşte, Allah’ın çadırı2
insanlarla birliktedir; ve kendisi onlarla birlikte oturacaktır; ve onlar
kendisinin halkı olacaklar; ve Allah kendisi onlarla birlikte olacak,
onların Allah’ı olacak.
4Ve Allah onların
gözlerinden bütün gözyaşları silecek; ve artık ölüm olmayacak, artık ne
yas, ne ağlayış ne de acı olacak, çünkü önceki şeyler geçip gittiler.”
5Ve tahtın üzerinde
oturan dedi. “İşte her şeyi yeni yapıyorum.” Ve bana, “Yaz, çünkü bu sözler
güvenilir1 ve gerçektir” dedi.
6Ve bana dedi:
“Oldu.2 Alfa ve Omega, başlangıç ve son benim. Ben susamış olana
hayat suyunun pınarından karşılıksız olarak vereceğim.
7Galip gelen her
şeyi3 miras alacak ve ona Allah olacağım ve o bana oğul olacak.
8Ama korkaklara ve
iman etmeyenlere ve iğrençlere ve katillere ve zina edenlere ve büyücülere
ve puta tapanlara ve bütün yalancılara gelince, onların payı ateş ve kükürtle
yanan göldedir; ki bu, ikinci ölümdür.”
9Ve son yedi
belayla dolu yedi tasları olan yedi meleklerden biri bana geldi ve benimle
konuşup dedi: “Buraya gel, sana gelini, Kuzu’nun eşinin göstereceğim.”
10Ve beni Ruh’ta,
büyük ve yüksek bir dağa götürdü;ve bana gökten, Allah tarafından inmekte
olan kutsal şehri, Yeruşalem’i gösterdi;
11Allah’ın yüceliği
onda bulunuyordu; onun parlaklığı, kristale benzer yeşim taşı gibi, çok
değerli bir taşa benziyordu;
12Büyük ve yüksek
bir duvarı da vardı; on iki kapısı ve kapılarda on iki melek vardı; ve
kapıların üzerine, İsrail oğullarının on iki kabilesinin adları olan adlar
yazılıydı.
13Doğuda üç kapı,
kuzeyde üç kapı, güneyde üç kapı ve batıda üç kapı vardı.
14Ve şehir duvarının
on iki temeli ve onların üzerinde Kuzu’nun on iki resulünün adları vardı.
15Ve benimle
konuşanın elinde, şehri ve onun kapılarını ve onun duvarlarını ölçsün diye,
bir altın ölçü kamışı vardı.
16Ve şehir, dört
köşe hâlinde yayılmış olup onun uzunluğu genişliği kadardır. Ve şehri
kamışla ölçtü, on iki bin ok atımıydı;5 onun uzunluğu ve
genişliği ve yüksekliği birbirine eşittir.
17Ve onun duvarını
ölçtü; insanın ölçüsü, yani melek ölçüsü olup, yüz kırk dört arşındı.
18Ve onun duvarının
yapısı yeşimdi; Ve şehir saf cama benzer saf altındı.
19Ve şehir duvarının
temelleri, her türlü değerli taşla bezenmişti. Birinci temel yeşim;
ikincisi safir; üçüncüsü alaca akik; dördüncüsü zümrüt;
20Beşincisi beyaz
akik; altıncısı kırmızı akik; yedincisi sarı yakut; sekizincisi gök zümrüt;
dokuzuncusu topaz; onuncusu sarıca zümrüt; onbirincisi gökyakut;
on-ikincisi mor yakuttu.
21Ve on iki kapı, on
iki inciydi; kapıların her biri ayrı ayrı birer incidendi; ve şehrin
caddesi saydam cam gibi saf altındı.
22Ve onda tapınak
görmedim; çünkü her şeye gücü olan Rab Allah ve Kuzu onun tapınağıdır.
23Ve onda ışık
versinler1 diye, şehrin ne güneşe ne de aya ihtiyacı
vardır; çünkü Allah’ın yüceliği onu aydınlatır ve Kuzu onun lâmbasıdır.
24Ve kurtulmuş
olanların ulusları2 onun ışığında yürüyecekler; ve dünyanın
kralları kendi yüceliklerini ve onurlarını onun içine getirecekler.
25Ve gündüz onun
kapıları hiç kapanmayacak; çünkü orada gece olmayacaktır.
26Ve ulusların
yüceliğini ve onurunu ona3 getirecekler.
27Ve onun içine,
kirletici her hangi bir şey ve iğrençlik yapan ve yalan söyleyen asla
girmeyecektir; yalnız Kuzu’nun hayat kitabında yazılı olanlar girecektir.
Bölüm 22
1Ve bana, Allah’ın
ve Kuzu’nun tahtından çıkan billur gibi berrak, saf hayat suyu ırmağını
gösterdi.
2Şehrin caddesinin
ortasında ve ırmağın bu tarafında ve öbür tarafında, on iki meyve üreten,
her ay kendi meyvesini veren hayat
ağacı vardı; ve ağacın yaprakları ulusların şifası içindi.
3Ve artık hiçbir
lânet olmayacak; ve Allah’ın ve Kuzu’nun tahtı onda olacaktır; ve O’nun
kulları kendisine hizmet edecekler;
4Ve O’nun yüzünü
göreceklerdir; ve O’nun adı onların alınları üzerindedir.
5Ve orada gece
olmayacaktır; ve bir lâmbaya ve güneş ışığına ihtiyaçları yoktur; çünkü Rab
Allah onlara ışık verecek ve çağlar çağına deka egemenlik süreceklerdir.
6Ve bana dedi: “Bu
sözler güvenilir ve gerçektir; ve kutsal peygamberlerin Allah’ı Rab,
yakında olması gereken şeyleri kendi kullarına göstermek için meleğini
gönderdi.”
7“İşte, tez
geliyorum. Bu kitabın peygamberlik sözlerini tutan mutludur.”
8Ve ben Yuhanna, bu şeyleri gören ve işiten benim. Ve işitip gördüğüm
zaman, bu şeyleri bana gösteren meleğe tapınmak için ayaklarının önüne kapandım.
9Ve bana dedi:*
“Sakın bunu etme! Çünkü ben, senin ve peygamber kardeşlerinin ve bu kitabın
sözlerini tutanların kul1 olan arkadaşıyım; Allah’a tapın.
10Ve bana dedi:* “Bu
kitabın peygamberlik sözlerini mü-hürleme; çünkü vakit yakındır.
11Haksız2
olan, hâlâ3 haksız olsun; ve murdar olan, hâlâ murdar olsun; ve
salih olan, hâlâ salih olsun; ve kutsal olan, hâlâ kutsallaşsın.”
12“İşte, tez
geliyorum; ve herkese kendi işinin olduğuna göre vermek üzere karşılığım
beraberimdedir.
13Alfa ve Omega, başlangıç ve son, ilk ve sonuncu benim.
14Hayat ağacına
gelmeye hakları4 olsun ve şehre kapılardan girsinler diye, O’nun
emirlerini yerine getirenler5 mutludur.
15Ama köpekler ve
büyücüler ve zina işleyenler ve katiller ve puta tapanlar ve yalanı seven
ve onu işleyen herkes dışarıdadır.
16Ben İsa, kilise
topluluklarında size bu şeylere tanıklık etsin diye meleğimi gönderdim. Ben
Davut’un kökü ve soyuyum; parlak sabah yıldızıyım.”
17Ve Ruh ve Gelin,
“Gel!” diyorlar. Ve işiten, “Gel!” de-sin. Ve susayan gelsin; ve isteyen,
hayat suyunu karşılık-sız olarak alsın.
18Çünkü bu kitabın
peygamberlik sözlerini işiten herkese ben tanıklık ediyorum: Eğer biri bu
şeylere bir-şey eklerse, Allah bu kitapta yazılı olan belaları ona katacaktır;
19Ve eğer biri bu
peygamberlik kitabının sözlerinden çıkarırsa, Allah onun payını hayat
kitabından1 ve kutsal şehirden ve bu kitapta yazılı bulunan
şeylerden çıkaracaktır.
20Bu şeylere
tanıklık eden, “Evet, tez geliyorum!” diyor. Amin! Evet, gel ya Rab İsa!
21Rabbimiz İsa
Mesih’in inayeti hepinizle birlikte olsun, Amin.
Sevgili okurlarımız size bu sayımızdan itibaren her ay bir
veya iki Gezegenimizin Sonunu anlatan yazıyı nakledeceğiz. Bunlar ya
Kutsal kitap veya metinlerden alınmış ve aslına uygun yazılar olacak (
yukarıda ki Apocalyps -Apokalips ) gibi veya tanınmış bir bilim
adamının teorisi .
Bugün verdiğimiz Vahiy , Aziz Yuhanna’nın görünümlerinden
oluşmaktadır. Kendisi “ sıkıntıda tanrısal egemenlikte ve sabırda
ortağımız ve kardeşiniz” diye tanıtan Yuhanna , kitaba kaynaklık eden
görünümlerini inanların baskı altında olduğu bir dönemde ya Roma
imparatoru Neron ‘un son yıllarında ya da Domitian zamanında almıştır.
Gezegenimizin sonunu tarif eden en meşhur kitaptır
İslam’da Mahşer günü olarak isimlendirilmiştir.
Gelecek sayımızda sayı 56 Nisan yayınlayacağımız yazılarımız
:
Armageddon : Eski kitaplarda ki
efsanelere göre dünyanın sonu
Büyük Çöküş : Kozmoloji bilimine göre
dünyanın yok oluşu.
Zamanların Sonu : İbrahim Peygamberin ilk
kurduğu Abrahamic (
Musevilik,Hıristiyanlık ve
İslam) Dinlerine
ve diğer inanışlara göre dünyanın sonu
Eschatology : Muhtelif din harici
inanışların Dünyanın son günün tasviri
Son muhakeme : Tanrı tarafından dünyanın
son gününde insanların muhakeme
edilmeleri
Ragnarok : Norse ( Viking)
mitolojisine göre her şeyin sonu olan gün
Yukarıda ki yazılar her sayımız da yerimiz kadar bölümü
yayınlanacaktır. Devamı bir sonraki
sayıda olmak üzere .
Sayın okurlarımız bu yazımızla ilgili soru sormak bilgi
almak veya fikrinizi bildirmek için lütfen
bilgi@evreninsirlari.net
adresine mail gönderin .
önümüzdeki
sayıda buluşmak üzere
/
190 – 190 -212 /
|