|
Sevgili okurlarımız dizimizin bu üçüncü bölümünde Metafizik
varlıklardan CİNLER hakkında
Size bilgi vermeğe çalışacağız.
Bu bilgilerin kaynağını mevzularında otorite olan din
bilginleri, ve tarihteki din otoritelerinin yazmış olduğu kitaplar ve
kutsal muhtelif Dinlerin kitapları olacaktır.
CİNLER ( Devam)
Her insanın bir
cini vardır
Cinlerin
Meskenleri
Cinler İnsanları
Çarpar mı ?
Cinlerin Hareket
Kabiliyeti
Cinler Gaybı
bilir mi ?
Yeryüzünde İnsanlardan evvel kimler vardı ?
Cinleri ve Şeytanları Celp ve Teshir Etmek : Cinlerle
Temas –Bağlantı
Cinlerle Temas Kurulabilinir mi
Cinlerle Evlenmek

Her insanın Bir cini Vardır : Cinlerin
insanlarla beraber yaşadıkları da öteden beri bilinen hususlardan biridir.
Buna göre onların da insanlar gibi teşkilatlanması , askeri , polisi ve
bunların rütbelerinin olması , her türlü İslami ve İslami olmayan sosyal
, siyasi grupların ve partilerin bulunması , insanlarda galip olan
zihniyet ve düşüncenin onlarda da galip veya mağlup olması ,
gelişmişliğin veya geri kalmışlığın bulunması gerekir.
Yani onlarda ki hayat düzeni ve idare
sisteminin de insanları bir çeşit taklit etmekten ibaret olması gerekir.
Nitekim Müslim ‘in rivayet ettiği bir hadisi şerifte “ Her insanın meleklerden
ve cinlerden bir yoldaşı bulunduğu “ bildirilmiştir. ( Müslim Münafikin
s.69) Cabir’den nakledilen bir hadisi şerifte Peygamberimiz “
Yanlarında kocaları bulunmayan kadınları ziyaret etmeyin . Çünkü şeytan
herhangi birinizin damarlarında , kan nasıl akıyorsa o şekilde
dolaşmaktadır” buyurmuştur. Bunun üzerine ashab “ Seninde mi “ diye
sordular . Hz. Peygamber “ Benim da , fakat Allah şeytana karşı bana
yardım etti de , o bana teslim oldu ( veya Müslüman oldu ) “
buyurmuştur. ( Tirmizi , Rada 17/1172. A.H. Müsned III , 309; Darimi,
Sünen , II ,320, Rikak ) Hadiste parantez içinde verdiğimiz “ Müslüman
oldu “ ifadesi tercih edilen bir başka anlamdır. Ancak hadisçiler
şeytanın Müslüman olmasının söz konusu olmadığını söyleyerek “ teslim
oldu – Boyun eğdi “ anlamında kullanmanın daha doğru olacağını
söylemişlerdir. ( Ateş cinler büyü s.49)
Burada kast edilenin kafir bir cin
olduğunu düşünmek , problemi çözer. Nitekim cinlerin kafirlerine şeytan denildiği
ise daha öncede belirtmiştik.
Cinlerin Meskenleri : Cinlerin ev ve
mesken edindikleri yerlerin genellikle çöplük gibi pis yerler oldukları ,
buraları yer edindikleri anlaşılmaktadır. Nitekim Hz. Peygamber evlerde
bırakılan çöplerin cinlerin toplantı yerleri olacağını bildirmiştir.
Ancak mümin hangi cinsten olursa olsun pislikten hoşlanmaz. Bunun insanın
pislikten hoşlanan veya dinen pis sayılan şeyleri yapanlar gibi anlaşılmaları
ve bundan cinlerin de pislerinin ve kötülerinin ancak böyle yerlerde
yaşadıkları ve pislikten hoşlanıp lezzet aldıkları akla gelebilir. Bununla
Hz Peygamber
İslam da ki temizliğe dikkat çektiği ve
görünmeyen cinler gibi görünmeyen mikropların da çabuk üreyip çeşitli
hastalıklara sebep olabileceğini söylemişlerdir. Ayrıca Sahabe ve Tabiin
döneminde , cinlerin deliklerde yaşadığına dair bir inancın var olduğu da
görülmektedir Bununla ilgili bir hadis – i şerif şöyledir :
Abdullah b. Sercis anlatıyor. “
Rasülullah yeryüzündeki haşarat deliklerine idrar yapmağı yasakladı.”
Bunu sebebi müfessirlerden Katade’ye : “ Bu deliklere akıtmak niye makruh
kılındı diye sorulmuştu . O da şu cevabı verdi : “ Bunlar cinlere ait
meskenler olduğu söyleniyordu.”
( Ebu Davud , Taharet 16 (29) Nesai ,
Tahgaret 30:11 ( 1,33,34 )
Cinler İnsanları Çarpar mı ? : Gerek cahiliye
inancında gerekse diğer din ve kültürlerde inanıldığı gibi İslam Toplumu
geleneğinde de cinlerin insanları Çarptığına ve bir kısım hastalıklara
sebep olduklarına inanılmaktadır. Bu inancın kaynağının da yine Kuran
ve bazı hadisler olduğu ileri sürülmektedir. Bu cümleden olarak Kuran da
faiz yiyenlerden bahis edilirken “ Faiz ( riab) yiyenler ancak şeytan
çarpmış olanın kalkışı gibi , çapılmış olmaktan başka ( bir tarzda)
kalkmazlar “ buyrulmuştur . Ayette geçen “mess” kelimesi Arap dilinde “
delirmek” anlamına gelir. Mecnuna saralıya “memsu” yani dokunulmuş
çarpılmış denilir. Bunlar anlaşılmaz gizli sebeplerden ileri gelen fena
hastalıklar olduğu için cinlere ve şeytana nispet edilmesi hakikat mı
mecaz mı ? olduğu meselesi ayrıca tartışma konusu yapılmıştır. Ancak bu
ayette kastedilen esas mananın faiz yemekten hasıl olan fenalığın
dehşetini ve gizli sebeplere dayadığını göstermekti.
Cinlerin Hareket Kabiliyeti : Cinler yapısı
yaratılışları itibariyle insanlar gibi değildir. Bu yüzden insanların
bağlı olduğu zaman ve mekan kaydı ile bağlı değildir. Cinler insanlardan
daha hızlı meleklerden daha yavaştırlar. Konuyla ilgili olarak Fethullah
Gülen şöyle demektedir. “ içinde yaşadığımız şu pek çok yönleriyle izafi
alemde kudret , kuvvet, konuşma tarzları ve hız gibi şeyler izafidir.
Mesela cisimleri aynı büyüklükte olan bir yumurta ile yumurta kadar odun
arasında ağırlık yönünden mühim farklılıklar vardır. Bunun cisimlerin
kendilerine has düşme ,hareket hızları mevcuttur. Mesela ses , belli bir
hıza sahiptir. Işık ise “ ben maddenin hız sınırıyım der “ . Madde çekim
gücü ile düşerken hızı devamlı artar, yani ilk saniyede 5 metre düşüyorsa ikinci saniyede düştüğü miktar ile o saniyenin karesinin çarpımına eşit bir
mesafeye ulaşır. Böylece ikinci saniyedeki ulaştığı mesafe 4X5 olur,
üçüncü saniyede 9x5 , dördüncü saniyede 16x5 , beşincide 25 x5 : 125
metreye ulaşır. Ve hız yükselip de belli bir duruma ulaştığında zaman
yavaşlamağa başlar. Neticede ışık hızına ulaşan madde , maddeliğini
Kaybedip , madde ötesi bir mahiyet
kazanır. “
Durum maddede dahi böyle olduğunda
süratleri maddenin süratinin çok üstünde , hatta ışık hızının da ötesinde
olan ruh, melek ve cinleri görmememiz gayet normaldir. Einstein ve
Lorenz maddenin hız sınırını ciddi bir fizik kanunu şeklinde saniyede 300 000 km olarak tespit etmişlerdir. Materyalistler buradan hareketle Evren sınırlı dolayısıyla
evrenin ötesinde yine madde var” şeklinde bir neticeye varmak
istemişlerse de çalışmalar maddeye has bu sınırın geçilebileceğini
göstermiştir. . Bilim adamları kütle kavramının dışında ışınların var
olabileceğini matematiksel formüllerle ispatladılar ve bunlara “ Tachyon”
ve “ Syrnkoff” ışınları dediler . Sürat sınırı aşıldıktan sonra ortada
madde özelliği kalmaz; hız azalınca yine maddeleşme ; kütle ve görünürlük
ortaya çıkar.
Madde için yapılan bu tespitlerin ötesinde
melek , ruh, ve cinlerin sürat ve mesafe kat etmesi konusu daha iyi
anlaşılmış olacaktır. Demek ki izafiyetler aleminde bir yerde zaman ve
mekan kaydı söz konusu olmamaktadır . (A. Şahin İnancın Gölgesinde I s.146)
Zaman Tuzakları : Konuyla ilgili
olarak “ zaman gezmenleri “ adlı kitapta da “ Zaman Tuzakları “ Başlığı
altında şunları bulmaktayız. “ Demek ki evrende “ bir tek” olay oluyor
ve bu olaydan uzaklığımıza göre , “ ayrı ayrı “ algılıyoruz. Güneşin
sönmesi “ tek olay “ dır
Fakat bu dünyada 8 dakika sonra komşu yıldızda
4 yıl 4 ay sonra uzak bir yıldızda 1400 yıl
Sonra komşu galakside yaklaşık üç
milyon yıl sonra gözlenir.
Bütün gözlemciler haklıdır. Tek somut olay
binlerce soyut olay haline gelir . Çünkü zaman somut değil soyut bir
boyuttur . Mutlak olan ışık hızıydı ve onun karşısında hiçbir şeyin
mutlak olmaması gerekiyordu. Nitekim cisimler hızlanmaya başlıyor
evrendeki her kalıcı sandığımız değer , ışık hızına yaklaştıkça
değişikliğe uğruyordu. Her şeyi çekim ve bunun
Eşdeğeri ışık hızıyla değişebiliyordu .
Örneğin hızlı giden ikizin saati yavaş giden den geri kalıyor, boyu
gittiği doğrultuda kısalıyor ve ağırlığı ötekinden üç misli artıyordu.
Öyleyse Evrende her şey birbirine Relatif
/görecelidir. Özelikle ‘ zaman’ çelişkisi bize çok şaşırtıcı
gelmektedir. Çünkü ikizlerin her birinin 20 yaşında olduğunu düşünürsek
hızlı giden ikizin on yılına karşı ; yani 30 yaşına gelmesinde öteki
normal olarak dünyada kalan ikizin 140 yıl yaşlandığını yani 160 yaşına
gelip çoktan öldüğünü ve onun çocuklarının , torunlarının bile
Bizden daha yaşlı olduğunu görürdük.
Relativite ( izafiyet , görecelik ) ve
zamanın soyut değişken bir boyut olması , Allah’ın önceden bildirdiği
bilimsel gerçeklerdendir. Maddeden enerjiye geçmenin fazları vardır. Ve
hızlandıkça
Bu fazlar da belirsizleşir, bulutsu bir
hal alır. Buluttan kasıt “ yerleşik dalga “halindeki “ kararlı enerji
bulutu “ nun belirsizlik ilkesindeki tanımıdır.
İşte “ Ateşten “ yaratılmış “ cinlerin
sırrı” da onların enerji insanlar olarak çok hızlı hareket
etmesinden doğmaktadır. Aramızda bu “ ikizler “ çelişkisi vardır.
Yazar cinleri insanların enerji
ikizleri olarak kabul ettiği için , ortaya çıkan zaman ve hız
çelişkisinden bahis ediyor.
Cinler bizden daha geç yaşlanmaktadır.
Yani bizim 14 yılımıza göre bir yıl yaşlanırlar. 70 yıl yaşayan bir enerji
insan yani cin bize göre 980 yıl yaşamıştır. O cine göre de bizim
ömrümüz 10 yıldan azdır.
Cinler Gaybı Bilirler mi ? Kuranda Hz
Süleymanın vefatından bahseden ayette : “ Süleyman ‘ın ölümüne
hükmettiğimiz zaman ,onun öldüğünü , ancak değneğini yiyen bir ağaç
kurdu gösterdi. (sonunda yere yıkıldı) o zaman öldüğü anlaşıldı buda
cinlerin gaybı bilselerdi , o küçük düşürücü duruma azap içinde
kalmazlardı. ( Sebe , 14/14 ) buyrulmaktadır. Prof. Dr Süleyman Ateş , bu
ayetin tefsirinde şöyle demektedir. “ Hz Süleyman ‘ın değneğine dayanmış
dururken öldüğü , ağaç kurdunun değneği çürütmesi sonucunda Hz. Süleymanın
yere düşmesiyle öldüğünün anlaşılması , fakat öldüğü halde değneğe dayalı
olarak ayakta durduğu sürece kendisinin sağ olduğunu sanan cinlerin
çalışmaya devam ettikleri anlaşılıyor. Ayetin
Devamında da cinlerin gaybı
bilmedikleri zira gaybı bilselerdi Hz. Süleymanın öldüğünü fark edip
uzun süre onur kırıcı ağır işler altında çalışmayacakları buyruluyor. (
S.Ateş, Yüce Kuranın Çağdaş Tefsiri )
Daha öncede belirttiğimiz gibi cinlerin
zamanı ve yaşadığı boyut farklıdır. Bu sebeple bizden uzun yaşamaktadırlar
. Buna bir de bir yere gitme , bir kaynağa ulaşma konusundaki sahip
oldukları hız eklenirse, elbette ilimleri ve bilgi kapasiteleri
insanlarınkinden farklı olacaktır. Ancak yukarıdaki ayette belirtildi
gibi , Mesced –i Aksa’nın inşası sırasında vefat eden ettirilen Hz
Süleyman Peygamberin ölü mü diri mi olduğunu bilmediklerine göre bazı
şeyleri de bilemedikleri kesin gözüyle bakılıyor.Üstelik Hz. Süleyman’ın
ölümü gayb bile sayılmazdı. Çünkü birinin gelip konuşması bir şey sorması
halinde ortaya çıkacaktı.
Yeryüzünden İnsanlardan Evvel kimler
Vardı ? : Kuran ‘da geçen bazı ifadelerin yeryüzünde insanlardan evvel
başka insanlar gibi mükellef bir kısım varlıkların yaşadığı
anlaşılmaktadır.
“ İmmanuel
Volikovsky , 10 June 1895 – 17 November 1979 Dünya ve Evren hakkında
ileri sürdüğü teorilere göre Adem soyundan evvel Dünya yüzünde bazı medeniyetlerin
yaşadığı ve bunların belli periyotlarda meydana gelen afetler yüzünden yok
olduğunu Kurana ve diğer Kutsal kitaplara ve yaptığı araştırmalara
dayanarak iddia eden bir bilim adamı . ( bakınız sayı 25 Eski yazılar ) “
Ancak bunların nasıl varlıklar olduğu
hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Bu hususta üstat
Bediüzzaman şunları söylemektedir.
“ ben yeryüzünde kendime bir halife
yaratacağım ( Kuran -bakara 2/10 -) “ Dünya yüzünde toprağı işleyecek
insanda yoktu, Rab Tanrı Ademi topraktan yarattı ,ve burnuna yaşam soluğunu
üfledi, Böylece Adem yaşayan varlık oldu. Rab Tanrı Aden bahçesine bakması
, onu işlemesi için
Ademi oraya koydu. ( Yaratılış / Tevrat 2
:5 - 7 – 18 )
Burada Kuranla Tevrat arasında bir
fark var zira Tevrat’da birinci kitap olan yaratılışta : Evren ve dünyamız
hiç yoktan Tanrı tarafından yaratılmakta ve bu 6 gün sürmekte (6 Tanrı
günü )
Bu sürede evren , dünya yer gök ve
sular ve hayvanlar ile bitkiler yaratılmakta . En sonunda da Tanrının
kendi bahçem dediği Aden ‘de ki toprakları işlemek için Ademi yaratır.
Buna göre Ademden evvel evrende başka varlıklar olamaz ( ancak başka
boyutta olurlarsa bu kabildir) nede Adem Tanrının halifesi olarak
yaratılmıştır. O Tanrının işlerini görmek için Irgat veya işçi olarak
yaratılmıştır. Bazı bilim ve din adamlarına göre insandan çok Evvel Tanrı
Melekleri ve cinleri yarattığını ve onların vazifelerinin dünyayı onarmak
olduğunu söylerler fakat cinler bu görevi yapamayıp Dünya yüzünde
birbirleriyle savaşmağa başlayınca ve Tanrının koyduğu kurallara uymayınca
onları cezalandırmak için Asker Meleklerini gönderir ve bunlarda cinleri
dünyanın ıssız köşelerine ve adalara sürerler. Bu kerede onların yerine
dünyayı güzelleştirip Tanrının kuralarını tatbik etmek için insan
yaratılır Tanrı tarafından .”
Aynı şey burada da izah edilmektedir Bediüzzaman:.
“ Tanrının yukarıda ki ayetindeki “Halife
“ tabiri dünyanın insanların hayatına elverişli şartlara sahip
olmadan evvel yeryüzünde idrakli ( düşünen ) bir mahlukun bulunmuş
olduğuna ve o mahlukun hayatına , o zamandaki yerin evvelki
vaziyetleri muvafık ve müsait bulunduğuna işarettir. ‘ Halife’ tabirinin
bu manaya delaleti , hikmet gereğidir. Ama meşhur olan manaya göre , o
idrak sahibi mahluk cinlerin bir nevi ( çeşidi) imiş , yaptıkları fesattan
dolayı insanlar ile değiştirilmişlerdir (İşaratü’l-i’caz , s.201)
Bu konuda yine hadisçilerin ve
tefsircilerin görüşlerini toplayan merhum hoca Abdullah Aydemir “
tefsirde İsrailiyat” isimli eserinde bu konuda ortaya atılmış görüşlere
delil teşkil eden “ hani Rabbin meleklere : ‘ muhakkak ben yeryüzünde bir
halife yaratacağım’ “ demişti . Meleklerde . ‘ biz seni ham dinle tesbih
ve tenzih edip dururken - orada bozgunculuk edecek, kanlar dökecek –
kimse mi yaratacaksın ? ‘ demişlerdi. Allah’da ‘ Sizin bilemeyeceğinizi
elbette ben bilirim’ demişti “ ( Bakara 2 /30 ) ayetin tefsiri
münasebetiyle tefsircilerin pek çok şeye temas ettikleri bunlardan
birinin de arzın ( yeryüzünün ) Adem’den sonraki sakinlerine ait bilgiler
olduğunu söyleyerek bu konuda ortaya atılan fikirlerin delillerini sıralar
. Nitekim bu konuda Peygamberimiz ‘den rivayet edilen hadisler ve yorumlar
da mevcuttur. Bunlardan biri Abdullah İbn Ömer ‘dan nakledilen aşağıda
metni yazılı hadis şerif , diğeri de İbn Abbas ‘tan nakledilen yorumdur. Bunlar
yukarıdaki mealini verdiğimiz bakara suresinin 30 ayetiyle alakalıdır.
“ Abdullah İbn Ömer : ‘ can oğulları diye
anılan cinler Adem ‘in yaratılmasından iki bin yıl evvel yeryüzünde
idiler. Yeryüzünü fitne ve fesada vermek suretiyle bozdukları ve kanlar döküp
cinayetler işledikleri için . Allah onlara karşı meleklerden müteşekkil
bir ordu gönderdi . Melekler tarafından iyice hırpalanan bu fesatçılar ,
denizlerde ki adalara sığınmak suretiyle canlarını kurtarabildiler .Bunun
üzerine Allah meleklere : ‘ muhakkak ben yeryüzünde bir halife
yaratacağım .’ dedi. Onlarda : biz seni hem dinle tespih ve tenzih edip
dururken - orada bozgunculuk edecek , kanlar dökecek – kimse mi
yaratacaksın.? Demişlerdi. Allah’da “ sizin bilemeyeceğinizi elbette ben
bilirim “ demişti .
Yine bu konuda İbn Abbas şöyle bilgi
vermektedir.:
İbn Abbas ‘dan : İblis , kendilerine cin
ismi verilen bir kabiledendir. Bu kabile de meleklere ait kabilelerden
biridir. Bunlar – melekler içinde – çok zehirleyici ateşte
yaratılmışlardır. İblis’in adı “ Haris “ idi . İbn Abbas der ki . o
Cennettin muhafız ve hazinedarlarındandı.” İbn Abbas meleklerin bir
kabilesi olan cinlerden başka bütün meleklerin nurdan yaratılmış
olduklarını söyler . yine İbn Abas !a göre Kuran da anılan cinlerin
alevlenerek yandığı vakit ateşin bir tarafında dil gibi uzanan
parçasından yaratılmışlardır. İbn –i Abbas sözüne devam edip şöyle
söylüyor . insan çamurdan yaratıldı . yeryüzünde ilk önce cinler
yaşarlardı . Onlar arzda kanlar akıttılar , birbirlerini öldürdüler .
Allah onlara İblis ‘in komutasında meleklerden askerler gönderdi ,
bunlar meleklerin cin adını taşıyan boyundandı. İblis ile onun komutası
altında bulunanlar , öteki cinlerle savaşarak , onları denizlerdeki
adalara ve dağların etrafına sürdüler . Bu zaferi kazandıktan sonra
İblis’in kalbinde gurur doğdu ve : “ ben kimsenin yapmadığı bir iş yaptım”
diye övündü. Allah onun kalbinde doğan bu gururu bildi. İblis yanındaki
melekler bunu bilmiyorlardı. Allah iblis’in yanında bulunanlara “ ben
yeryüzünde bir halife yaratacağım” dedi Buna karşılık melekler : Sen
bizim kendilerini tenkide memur edildiğimiz cinlerin yaptığı gibi orada
fesat çıkaracak ve kanlar dökecek birimi yaratacaksın ? “ dediler
( Taberi tefsir ,I, 193-214 )Aydemir yukarıdaki bilgileri
naklettikten sonra bu konudaki kanaatlerini anlatmaya geçer:yukarıya
aldığımız rivayetleri doğrular mahiyette ne Kuran nede Hz. Peygamberin
hadislerinde bilgi vardır. Bunlar hemen tamamı ile ehli kitap ismi verilen
Yahudi ve Hıristiyan çevrelerden duyulmuş ve aktarılmış şeylerdir .( Les
Anges Dechus –Düşmüş melekler -Fallen Angels http://www.sonsuz.us/?q=node/2215
tıklayın okuyun ) Böyle şeyler olur da olmaz da . Efendimizin tavsiyesinde
olduğu gibi biz bunları ne tasdik ederiz ne de tekzip.
Bazı müelliflerce Adem’in gerçekten ilk insan olup
olmamasıyla ilgili bir soru ortaya atılmıştır. Akla muhal gelmeyen bu
soru ile bilhassa tasavvuf erbabı ilgilenmiştir. Yalnız şu var ki
Allah Kuran’ı kerimde Adem’den ayrı ikinci üçüncü veya başka bir
ademden bahis etmemiştir. Kuran’da hiçbir delil olmadığı halde böyle bir
iddianın peşine takılmak mesnetsizlik içinde beyhude yorgunluk ve
zihinleri bulandırmaktan başka bir kar temin etmez.
Bazılar da yukarıda meal verilen şu ayete dikkatleri
çekerler “ ……….Orada bozgunculuk yapacak
Ve kanlar akıtacak birini mi yaratacaksın
? “ ve şöyle derler : Eğer Adem’den evvel Adem’in şekil ve şemailine
benzer birinin yaşadığını ve ayette bahsedilen işleri yaptığını melekler
görmemiş olsaydı , onlar Allah’a böyle bir soru tevcih edemezlerdi. Demek
ki Ademden evvel ademler vardı veya Ademden sadır olan işleri yapanlar
mevcuttu. Buna göre ister Adem’in şeklinde ve suretinde olsun , isterse
olmasın , bozgunculuk ve kan dökücülüğün ilk örneğini verenler yeryüzünün
ilk sakinleridir.
Ancak bir çok din alimi bunların sadece hurafe
olduğunu ve hiçbir mesnedi bulunmadığını söylemektedirler.
Cinleri ve Şeytanları Celp ve Teshir
Etmek : Cinlerle Temas –Bağlantı /Kuran’da cinlerin ve şeytanların celp ve
teshirine yani irtibat kurup , hizmet ettirebileceğimize dair işaretler
vardır.
Nitekim günümüzde dahi bu konu bir kısım
kötü niyetli kişiler tarafından gerçekleştirilerek
Bir çeşit oyun ve eğlence aracı olarak
kullanılabildiği gibi kimileri tarafından da falcılık sihirbazlık ,
hırsızlık yaptırıldığı bilinen hususlardandır. Böyle bir olay üzücü
olmasına rağmen Nitekim bu konuya en canlı misal Kuranda anlatılan Hz.
Süleyman’dır. Bu konuda İslam alemleri çeşitli açıklamalarda
bulunmuşlardır. Biz burada teferruata girmeden sadece konuyu ispat
sadedinde üstad Bediüzzaman ‘ın görüşlerini kısaca nakletmek istiyoruz.
Üstad geniş ve ilginç açıklamalar yaptığı yirminci sözde şöyle
demektedir.
“ Hem mesela Yine Hz. Süleyman cin ve
şeytanları ve habis ruhları teshir edip , şerlerini men ve faydalı
işlerde istihdam etmeyi ifade eden şu ayetler : “ Asi olan şeytanları
ise zincirlerle bağlı olarak ona boyun eğdirdik. “ ila ahir ( sad 18/38
) “ Denize dalarak onun için cevherler çıkaran ve başka işler de gören
şeytanları yine onun emrine verdik “( Enbiya 21/82)
Cinlerle Temas Kurulabilinir mi ? Bu konuda
Fethullah Hoca şöyle demektedir “ Bazı insanların
Ruhları cinlerle temas etmeye yani
ilişki kurmaya müsaittir.Bu tip insanlar çabuk trans haline geçip bizim
buudlarımızın (Boyut ) dışına çabuk çıkabilirler. Bu sebeple böyle ruh
yapısına sahip olan kimseler cinlerin alimine geçip onların buudlarına
girebilir ve onların dilleri ve haberleşme usulleri ile haberleşebilirler
. Bu bir fıtrat yani yapı meselesidir. Ancak bundan bir insani üstünlük
anlamı çıkarılmamalıdır. . evet görülmeyen bu kuvvetlerin tabi oldukları
belli prensipler vardır. Dolayısıyla insan her arzu ettiği yerde bunlara iş
yaptıramaz . Zira onlar , Allah’ın tayin ettiği buudun dışında iş
yapamazlar. Kişi mazhar olduğu bir kısım esma ve kelimeleri cinlere ait
birer kod birer telefon numarası gibi çevirip belirli şekillerde ve belirli
sayıda tekrarlayarak onlarla irtibat kuran insanlarda az değildir.
Bir takım yolları ve usulleri olmakla
beraber cinlerle irtibat kurma , mürşit ve rehber ister , o işin ehli
olmayı gerektirir . Usul prensip ve rehber olmazsa hata ve yanlışlıklar
yapıp paçayı kaptırma ihtimali de vardır. Bu tür şeylerle meşgul
olanların gözleri mana alemine açık değil ve kendileri ayaklarını
basacakları yeri bilmiyorlarsa o zaman habis ruhların saldırısına
uğrarlar
Onların hakimiyeti altına girerler ve
onların oyuncakları olurlar .
Cinlerle Evlenmek : cinlerle evlenmek
konusu , son yıllarda da gündemde bir konu . Özellikle televizyon
programlarında çokça konu edildi ve bu konuda başından bir şeyler
geçtiğini söyleyenlerle program yapılıp konuşturuldu . Ancak bunların
hepsi kadınlardı. Benim yıllar önce Antalya da tanıdığım cinlerle uğraşan
bir adam da bize cinle evli olduğunu söylemişti. Aynı şekilde İzmir’den de
tanıdığım birkaç kişiden cinlerle evli kimseler duymuştum. Televizyonda
cinlerle evli olduğunu söyleyen kadın da İzmirli idi. Kocasının yanında
kendisiyle cinin ilişkiye girdiğini söylüyordu. Ret ettiği zaman dayak
yediğini ve vücudundaki morlukları kameralara gösteriyordu.
Halk arasında böyle çok söylenti vardır.
Ancak bilimsel olarak bunların doğruluğunu ispatlamak çok zordur.
Üzerinde durulması gereken diğer bir konu
da insanın rüya yoluyla cinsel ilişkiye girmesidir. Genellikle karşı
cinsten biriyle yapılan bu iş de açıklığa kavuşturulmayı beklemektedir.
Dizimizin bu sayıdaki yazısı burada
bitmektedir
Önümüzdeki ay Nisan 2010 Sayı 56 da okuyacaklarınız :
Şeytan
Şeytan ne demektir.
Şeytanın yaratılış ve Mahiyeti
İblis Meleklerden midir ?
Kurana göre İblis
Şeytanın karakter özelikleri
Şeytan ve Şerler niçin yaratıldı
Şeytana Verilen Ceza
Bu
dizi yazımızda baş vurduğumuz eserlerin adları :
Bediüzzaman
said Nursi . Risale – i Nur külliyatı
Gülen
Fethullah . Dua Mecmuas 1991
Kitabı
Mukaddes . Eski ve Yeni Ahit
Antebi,
Elisabeth Ave Lucifer Paris 1970
Yvonne
Castellan Le spritisme Paris 1970
Colli
Wilson : the Occult Londra 1973
Jules
Michelet La sorciere Paris 1964
Yukarıda ki isim geçen kitap yazarlarına bu güzel kitapları
için ve alıntılara gösterdikleri hoş görü için teşekkür ederim i
Ve ilaveten gerek kendi kütüphanemdeki bu mevzuda Fransızca
, İngilizce ve Türkçe 1000 e yakın kitap ve ayrıca İnternet den elde
ettiğim yüzlerce dokuman
Burhan zihni Sanus
Bizle iletişime geçmek soru sormak veya fikrinizi
bildirmek istiyorsanız
Lütfen bilgi@evreninsirlari.net
adresine mail gönderiniz
İsterseniz ana sayfamızda bildirdiğimiz Telefon
numarasına mesaj gönderebilirsiniz
Sayı 56 Nisan 2010 da
görüşmek ümidiyle
/221-
216- 209 /
|