Sayı: 55    Mart 2010
Ana SayfaSon Sayı:61Eski SayılarZiyaretçi DefteriDergimiz Hakkında
Parapsikoloji

 

 

    Satı 55  1.3.2010

  

 

Dizi III

    Derleyen ve Yazan . Burhan Sanus

Videolar

 

Video1Kurandacinleralemiböl1(sıra1)

Bu videoyu oynatmak için Flash Player'i yükleyiniz.


 

 

 

 

 

Sevgili okurlarımız dizimizin bu üçüncü bölümünde Metafizik varlıklardan  CİNLER hakkında

Size bilgi vermeğe çalışacağız.

Bu bilgilerin kaynağını  mevzularında otorite olan din bilginleri, ve tarihteki  din otoritelerinin yazmış olduğu kitaplar ve  kutsal  muhtelif  Dinlerin  kitapları olacaktır.

 

CİNLER ( Devam)

Her insanın bir cini vardır

Cinlerin Meskenleri

Cinler  İnsanları Çarpar mı ?

Cinlerin Hareket Kabiliyeti

Cinler Gaybı bilir mi ?

Yeryüzünde İnsanlardan evvel kimler vardı ?

Cinleri  ve Şeytanları  Celp ve Teshir Etmek : Cinlerle Temas –Bağlantı

Cinlerle Temas Kurulabilinir mi

Cinlerle Evlenmek

CİNLER

 

 

 

Her insanın Bir cini Vardır :  Cinlerin insanlarla beraber yaşadıkları da öteden beri bilinen hususlardan biridir. Buna göre onların da insanlar  gibi teşkilatlanması , askeri , polisi  ve bunların rütbelerinin  olması , her türlü İslami ve İslami olmayan  sosyal , siyasi  grupların  ve partilerin bulunması , insanlarda galip olan zihniyet ve düşüncenin onlarda  da galip veya mağlup olması , gelişmişliğin  veya geri kalmışlığın bulunması  gerekir.

 Yani onlarda ki hayat düzeni ve idare sisteminin de insanları  bir çeşit taklit etmekten ibaret olması  gerekir.  Nitekim Müslim ‘in rivayet ettiği bir hadisi şerifte  “  Her insanın meleklerden ve cinlerden  bir yoldaşı  bulunduğu “ bildirilmiştir. ( Müslim Münafikin  s.69)  Cabir’den  nakledilen bir hadisi şerifte  Peygamberimiz  “ Yanlarında kocaları bulunmayan kadınları ziyaret etmeyin . Çünkü şeytan herhangi birinizin  damarlarında , kan nasıl akıyorsa o şekilde dolaşmaktadır” buyurmuştur.  Bunun üzerine ashab  “ Seninde mi “ diye sordular .  Hz. Peygamber  “ Benim da , fakat Allah şeytana  karşı bana yardım etti de , o bana teslim oldu           ( veya Müslüman oldu ) “ buyurmuştur.  ( Tirmizi , Rada  17/1172. A.H. Müsned III , 309;  Darimi, Sünen , II ,320, Rikak )  Hadiste parantez içinde verdiğimiz  “ Müslüman oldu “ ifadesi  tercih edilen bir başka anlamdır.  Ancak hadisçiler  şeytanın Müslüman olmasının söz  konusu  olmadığını söyleyerek  “ teslim oldu – Boyun eğdi “  anlamında kullanmanın daha doğru olacağını söylemişlerdir. ( Ateş cinler büyü s.49)

Burada kast edilenin kafir bir cin  olduğunu düşünmek , problemi  çözer. Nitekim cinlerin kafirlerine  şeytan denildiği ise daha öncede belirtmiştik.

  Cinlerin Meskenleri :  Cinlerin ev ve mesken edindikleri yerlerin  genellikle çöplük gibi pis yerler oldukları , buraları yer edindikleri  anlaşılmaktadır.  Nitekim Hz. Peygamber  evlerde  bırakılan çöplerin  cinlerin toplantı  yerleri olacağını bildirmiştir. Ancak mümin hangi cinsten olursa olsun pislikten hoşlanmaz. Bunun insanın pislikten hoşlanan  veya dinen  pis sayılan şeyleri yapanlar gibi anlaşılmaları  ve bundan  cinlerin de pislerinin  ve kötülerinin  ancak böyle yerlerde yaşadıkları  ve pislikten hoşlanıp  lezzet  aldıkları akla gelebilir. Bununla  Hz Peygamber

İslam da ki temizliğe dikkat çektiği ve görünmeyen  cinler gibi görünmeyen  mikropların  da çabuk  üreyip çeşitli  hastalıklara sebep olabileceğini söylemişlerdir. Ayrıca Sahabe ve Tabiin döneminde , cinlerin deliklerde  yaşadığına dair bir inancın var olduğu da görülmektedir Bununla  ilgili bir hadis – i şerif şöyledir :

Abdullah b. Sercis  anlatıyor. “ Rasülullah  yeryüzündeki haşarat deliklerine  idrar yapmağı yasakladı.”  Bunu sebebi  müfessirlerden  Katade’ye : “ Bu deliklere akıtmak niye makruh kılındı diye sorulmuştu . O da şu cevabı verdi : “ Bunlar cinlere ait meskenler olduğu söyleniyordu.”

( Ebu Davud , Taharet  16 (29)  Nesai , Tahgaret  30:11 ( 1,33,34 )

 

Cinler İnsanları Çarpar mı ? : Gerek  cahiliye inancında  gerekse diğer din ve kültürlerde inanıldığı gibi İslam Toplumu geleneğinde de cinlerin insanları Çarptığına  ve bir kısım  hastalıklara  sebep  olduklarına  inanılmaktadır. Bu inancın  kaynağının da yine  Kuran  ve bazı hadisler  olduğu ileri sürülmektedir. Bu cümleden olarak Kuran  da faiz yiyenlerden bahis edilirken  “ Faiz ( riab) yiyenler ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi , çapılmış olmaktan  başka  ( bir tarzda) kalkmazlar “ buyrulmuştur . Ayette geçen “mess” kelimesi Arap dilinde “ delirmek” anlamına gelir. Mecnuna  saralıya “memsu”  yani dokunulmuş  çarpılmış  denilir. Bunlar  anlaşılmaz gizli sebeplerden  ileri gelen fena hastalıklar  olduğu için  cinlere  ve şeytana  nispet edilmesi  hakikat mı mecaz mı ? olduğu meselesi ayrıca tartışma konusu yapılmıştır. Ancak bu ayette  kastedilen  esas mananın  faiz yemekten hasıl olan  fenalığın dehşetini ve gizli sebeplere dayadığını göstermekti.  

Cinlerin Hareket Kabiliyeti :  Cinler yapısı yaratılışları  itibariyle insanlar  gibi değildir. Bu yüzden insanların bağlı olduğu  zaman ve mekan kaydı  ile bağlı değildir. Cinler insanlardan  daha hızlı  meleklerden daha yavaştırlar. Konuyla ilgili olarak   Fethullah Gülen şöyle demektedir. “ içinde yaşadığımız şu pek çok yönleriyle izafi alemde  kudret , kuvvet, konuşma tarzları  ve hız gibi şeyler izafidir. Mesela cisimleri aynı büyüklükte olan bir yumurta ile  yumurta kadar  odun arasında  ağırlık yönünden  mühim farklılıklar vardır.  Bunun cisimlerin  kendilerine has düşme ,hareket  hızları mevcuttur. Mesela ses , belli bir hıza sahiptir. Işık ise “ ben maddenin hız sınırıyım der “ . Madde  çekim gücü  ile düşerken  hızı devamlı  artar, yani ilk saniyede  5 metre düşüyorsa  ikinci saniyede düştüğü miktar  ile o saniyenin karesinin çarpımına eşit bir mesafeye ulaşır.  Böylece ikinci saniyedeki  ulaştığı mesafe  4X5 olur, üçüncü saniyede  9x5  , dördüncü saniyede 16x5  , beşincide  25 x5 : 125 metreye ulaşır.  Ve hız yükselip de belli bir duruma ulaştığında  zaman yavaşlamağa  başlar. Neticede ışık hızına ulaşan madde , maddeliğini

Kaybedip , madde ötesi bir mahiyet  kazanır. “

Durum maddede dahi böyle olduğunda  süratleri maddenin süratinin çok üstünde , hatta ışık hızının da ötesinde olan ruh, melek  ve cinleri  görmememiz  gayet normaldir. Einstein  ve Lorenz  maddenin hız sınırını  ciddi bir fizik kanunu şeklinde saniyede 300 000 km  olarak tespit etmişlerdir.  Materyalistler  buradan hareketle  Evren sınırlı  dolayısıyla evrenin ötesinde yine madde var” şeklinde  bir neticeye  varmak istemişlerse de  çalışmalar  maddeye has bu sınırın  geçilebileceğini göstermiştir. . Bilim adamları  kütle kavramının dışında  ışınların var olabileceğini   matematiksel formüllerle ispatladılar ve bunlara  “ Tachyon” ve “ Syrnkoff”  ışınları dediler . Sürat sınırı  aşıldıktan sonra  ortada  madde özelliği kalmaz; hız azalınca yine maddeleşme ; kütle  ve görünürlük  ortaya çıkar.

Madde için yapılan bu tespitlerin ötesinde melek , ruh, ve cinlerin  sürat ve mesafe  kat etmesi  konusu  daha iyi anlaşılmış  olacaktır.  Demek ki izafiyetler aleminde bir yerde zaman ve mekan kaydı söz konusu olmamaktadır . (A. Şahin İnancın Gölgesinde I s.146)

Zaman Tuzakları : Konuyla ilgili olarak  “ zaman gezmenleri “ adlı kitapta  da “ Zaman Tuzakları “ Başlığı altında  şunları bulmaktayız. “ Demek ki  evrende  “ bir tek” olay oluyor  ve bu olaydan  uzaklığımıza  göre , “ ayrı ayrı “ algılıyoruz. Güneşin  sönmesi  “ tek olay “ dır

Fakat bu dünyada  8 dakika sonra komşu  yıldızda  4 yıl 4 ay  sonra  uzak bir yıldızda 1400 yıl

Sonra  komşu  galakside  yaklaşık  üç milyon  yıl sonra gözlenir.

Bütün gözlemciler  haklıdır. Tek somut olay binlerce  soyut olay haline gelir . Çünkü  zaman somut değil  soyut bir boyuttur .  Mutlak olan ışık  hızıydı  ve onun karşısında  hiçbir şeyin  mutlak olmaması gerekiyordu. Nitekim cisimler  hızlanmaya  başlıyor evrendeki   her kalıcı sandığımız değer , ışık hızına yaklaştıkça  değişikliğe  uğruyordu. Her şeyi çekim ve bunun

Eşdeğeri ışık hızıyla  değişebiliyordu . Örneğin  hızlı giden ikizin saati yavaş  giden den geri kalıyor, boyu gittiği doğrultuda kısalıyor ve ağırlığı  ötekinden üç misli artıyordu.

Öyleyse Evrende her şey birbirine Relatif  /görecelidir. Özelikle  ‘ zaman’  çelişkisi  bize çok şaşırtıcı gelmektedir.  Çünkü  ikizlerin her birinin 20 yaşında  olduğunu düşünürsek hızlı giden  ikizin on  yılına  karşı ; yani 30 yaşına gelmesinde öteki  normal olarak dünyada kalan ikizin 140 yıl yaşlandığını  yani 160 yaşına gelip  çoktan öldüğünü  ve onun  çocuklarının , torunlarının bile

Bizden daha yaşlı olduğunu görürdük.

Relativite ( izafiyet , görecelik  ) ve zamanın  soyut değişken  bir boyut olması , Allah’ın  önceden  bildirdiği  bilimsel gerçeklerdendir.  Maddeden enerjiye  geçmenin fazları  vardır. Ve hızlandıkça

Bu fazlar da belirsizleşir, bulutsu bir hal alır.  Buluttan  kasıt “ yerleşik dalga “halindeki  “ kararlı enerji bulutu “ nun  belirsizlik  ilkesindeki tanımıdır.

İşte “ Ateşten “ yaratılmış  “ cinlerin sırrı”  da onların  enerji  insanlar  olarak  çok hızlı  hareket etmesinden  doğmaktadır.  Aramızda  bu “ ikizler “ çelişkisi vardır.

Yazar  cinleri  insanların enerji ikizleri  olarak kabul ettiği  için , ortaya  çıkan zaman ve hız çelişkisinden bahis ediyor.

Cinler  bizden daha geç yaşlanmaktadır. Yani bizim 14 yılımıza göre bir yıl yaşlanırlar. 70 yıl yaşayan  bir enerji insan  yani cin  bize göre  980 yıl yaşamıştır.  O cine göre de  bizim ömrümüz 10 yıldan azdır.

 

Cinler Gaybı Bilirler mi ? Kuranda  Hz  Süleymanın  vefatından  bahseden  ayette  : “ Süleyman ‘ın ölümüne  hükmettiğimiz zaman ,onun  öldüğünü , ancak değneğini  yiyen bir ağaç kurdu  gösterdi. (sonunda yere yıkıldı)  o zaman öldüğü anlaşıldı  buda cinlerin gaybı bilselerdi , o küçük düşürücü duruma  azap içinde kalmazlardı. ( Sebe , 14/14 )  buyrulmaktadır. Prof. Dr  Süleyman Ateş , bu ayetin tefsirinde  şöyle demektedir.  “ Hz Süleyman ‘ın değneğine dayanmış  dururken  öldüğü , ağaç kurdunun  değneği çürütmesi  sonucunda Hz. Süleymanın  yere düşmesiyle  öldüğünün anlaşılması , fakat öldüğü halde değneğe dayalı olarak ayakta durduğu sürece  kendisinin sağ olduğunu sanan cinlerin çalışmaya devam ettikleri anlaşılıyor. Ayetin

Devamında  da cinlerin  gaybı  bilmedikleri  zira gaybı bilselerdi  Hz. Süleymanın öldüğünü fark edip  uzun süre onur kırıcı  ağır  işler  altında çalışmayacakları  buyruluyor. ( S.Ateş, Yüce Kuranın Çağdaş Tefsiri )

Daha öncede belirttiğimiz gibi cinlerin zamanı ve yaşadığı  boyut farklıdır.  Bu sebeple bizden  uzun yaşamaktadırlar . Buna bir de bir yere  gitme , bir kaynağa ulaşma konusundaki sahip oldukları hız eklenirse, elbette  ilimleri ve bilgi  kapasiteleri  insanlarınkinden farklı  olacaktır.  Ancak yukarıdaki ayette  belirtildi gibi , Mesced –i Aksa’nın  inşası  sırasında  vefat eden ettirilen Hz Süleyman  Peygamberin ölü mü diri mi olduğunu bilmediklerine göre  bazı şeyleri de bilemedikleri kesin gözüyle bakılıyor.Üstelik Hz. Süleyman’ın ölümü gayb bile sayılmazdı. Çünkü birinin gelip konuşması bir şey sorması halinde ortaya çıkacaktı.

 

Yeryüzünden İnsanlardan Evvel kimler Vardı ? : Kuran ‘da geçen bazı ifadelerin  yeryüzünde insanlardan evvel başka insanlar gibi mükellef bir kısım varlıkların yaşadığı anlaşılmaktadır.

İN THE BEGİNNİNG   “ İmmanuel  Volikovsky ,  10 June 1895  – 17 November 1979 Dünya  ve Evren  hakkında ileri sürdüğü teorilere göre Adem soyundan evvel Dünya yüzünde bazı medeniyetlerin yaşadığı ve bunların belli periyotlarda  meydana gelen afetler yüzünden yok olduğunu Kurana ve diğer Kutsal kitaplara ve yaptığı araştırmalara dayanarak iddia eden bir bilim adamı . ( bakınız  sayı 25  Eski yazılar ) “

Ancak bunların  nasıl varlıklar olduğu hakkında  kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Bu hususta üstat  Bediüzzaman  şunları söylemektedir.

“ ben yeryüzünde kendime  bir halife yaratacağım ( Kuran -bakara 2/10 -) “ Dünya yüzünde toprağı işleyecek insanda yoktu, Rab Tanrı Ademi topraktan yarattı ,ve burnuna yaşam soluğunu üfledi, Böylece Adem yaşayan varlık oldu. Rab Tanrı Aden bahçesine bakması , onu işlemesi için

Ademi oraya koydu. ( Yaratılış / Tevrat 2 :5 - 7 – 18 )

Burada  Kuranla  Tevrat  arasında bir fark var zira Tevrat’da  birinci kitap olan yaratılışta : Evren ve dünyamız hiç yoktan Tanrı tarafından yaratılmakta ve bu  6 gün sürmekte   (6 Tanrı günü )

Bu sürede  evren , dünya yer gök ve sular ve hayvanlar ile bitkiler yaratılmakta . En sonunda da  Tanrının  kendi bahçem dediği  Aden ‘de ki toprakları işlemek için Ademi yaratır. Buna göre   Ademden evvel evrende başka  varlıklar olamaz  ( ancak başka boyutta olurlarsa bu kabildir) nede Adem Tanrının halifesi  olarak yaratılmıştır. O  Tanrının işlerini görmek için  Irgat veya işçi olarak yaratılmıştır. Bazı  bilim ve din adamlarına göre  insandan çok Evvel Tanrı Melekleri  ve cinleri yarattığını ve onların vazifelerinin dünyayı onarmak olduğunu söylerler  fakat cinler bu görevi yapamayıp  Dünya yüzünde birbirleriyle savaşmağa başlayınca ve Tanrının koyduğu kurallara uymayınca  onları cezalandırmak için  Asker Meleklerini gönderir ve bunlarda cinleri  dünyanın  ıssız köşelerine ve adalara sürerler. Bu kerede onların yerine dünyayı güzelleştirip  Tanrının kuralarını tatbik etmek için insan yaratılır Tanrı tarafından .”

Aynı şey  burada da izah edilmektedir Bediüzzaman:.

 

Tanrının yukarıda ki ayetindeki “Halife “  tabiri  dünyanın  insanların hayatına elverişli  şartlara  sahip olmadan  evvel yeryüzünde  idrakli ( düşünen )  bir mahlukun bulunmuş olduğuna  ve o mahlukun  hayatına , o zamandaki  yerin  evvelki  vaziyetleri  muvafık ve müsait  bulunduğuna işarettir.  ‘ Halife’ tabirinin bu manaya  delaleti , hikmet gereğidir. Ama meşhur  olan manaya göre , o idrak sahibi mahluk  cinlerin bir nevi ( çeşidi) imiş , yaptıkları fesattan dolayı  insanlar  ile değiştirilmişlerdir (İşaratü’l-i’caz , s.201)

Bu konuda yine hadisçilerin  ve tefsircilerin  görüşlerini toplayan  merhum hoca  Abdullah Aydemir  “ tefsirde İsrailiyat”  isimli eserinde  bu konuda  ortaya atılmış  görüşlere delil teşkil eden “ hani Rabbin meleklere : ‘ muhakkak  ben yeryüzünde bir halife yaratacağım’ “ demişti . Meleklerde  . ‘ biz seni  ham dinle  tesbih ve tenzih edip dururken  - orada bozgunculuk  edecek, kanlar dökecek – kimse mi yaratacaksın ? ‘ demişlerdi. Allah’da  ‘ Sizin bilemeyeceğinizi elbette ben bilirim’ demişti “  ( Bakara  2 /30 )   ayetin tefsiri münasebetiyle  tefsircilerin  pek çok  şeye temas ettikleri  bunlardan birinin de arzın ( yeryüzünün ) Adem’den sonraki  sakinlerine ait bilgiler olduğunu  söyleyerek bu konuda ortaya atılan fikirlerin delillerini sıralar . Nitekim bu konuda  Peygamberimiz ‘den rivayet edilen hadisler ve yorumlar da mevcuttur. Bunlardan biri   Abdullah İbn Ömer ‘dan nakledilen  aşağıda  metni yazılı  hadis şerif , diğeri  de İbn Abbas ‘tan nakledilen yorumdur. Bunlar yukarıdaki  mealini verdiğimiz  bakara  suresinin 30 ayetiyle alakalıdır.

“ Abdullah İbn Ömer : ‘ can oğulları diye anılan cinler  Adem ‘in yaratılmasından iki bin yıl evvel yeryüzünde idiler. Yeryüzünü fitne ve fesada vermek suretiyle  bozdukları  ve  kanlar döküp  cinayetler  işledikleri için . Allah onlara karşı meleklerden  müteşekkil bir ordu gönderdi . Melekler  tarafından iyice hırpalanan  bu fesatçılar , denizlerde ki adalara sığınmak  suretiyle  canlarını kurtarabildiler .Bunun üzerine  Allah  meleklere : ‘ muhakkak ben yeryüzünde bir halife yaratacağım .’ dedi.  Onlarda : biz seni hem dinle tespih  ve tenzih edip dururken  - orada bozgunculuk edecek , kanlar dökecek – kimse mi yaratacaksın.? Demişlerdi. Allah’da “ sizin bilemeyeceğinizi  elbette ben bilirim “ demişti .

Yine bu konuda İbn Abbas  şöyle bilgi vermektedir.:

İbn Abbas ‘dan :  İblis , kendilerine  cin ismi  verilen bir kabiledendir. Bu kabile  de meleklere ait kabilelerden biridir. Bunlar – melekler içinde – çok zehirleyici  ateşte yaratılmışlardır. İblis’in adı  “ Haris “ idi . İbn Abbas der ki  . o Cennettin muhafız ve hazinedarlarındandı.” İbn Abbas  meleklerin bir kabilesi olan cinlerden  başka  bütün meleklerin  nurdan  yaratılmış olduklarını söyler . yine  İbn Abas !a göre  Kuran da anılan cinlerin  alevlenerek  yandığı vakit  ateşin bir tarafında  dil gibi uzanan parçasından  yaratılmışlardır. İbn –i Abbas  sözüne devam edip şöyle söylüyor . insan  çamurdan yaratıldı .  yeryüzünde ilk önce cinler yaşarlardı . Onlar  arzda kanlar akıttılar , birbirlerini öldürdüler . Allah  onlara  İblis ‘in komutasında meleklerden  askerler gönderdi , bunlar  meleklerin  cin adını taşıyan boyundandı. İblis ile onun komutası  altında bulunanlar , öteki  cinlerle savaşarak , onları  denizlerdeki  adalara  ve dağların etrafına sürdüler . Bu zaferi  kazandıktan sonra  İblis’in kalbinde gurur doğdu ve  : “ ben kimsenin yapmadığı bir iş yaptım” diye övündü.  Allah onun kalbinde doğan bu gururu  bildi.  İblis yanındaki melekler bunu bilmiyorlardı.  Allah  iblis’in yanında bulunanlara “ ben yeryüzünde  bir halife yaratacağım” dedi  Buna karşılık melekler  : Sen bizim kendilerini tenkide memur edildiğimiz  cinlerin yaptığı  gibi orada  fesat çıkaracak  ve kanlar dökecek birimi yaratacaksın ? “ dediler

( Taberi tefsir ,I, 193-214 )Aydemir  yukarıdaki bilgileri  naklettikten sonra bu konudaki kanaatlerini  anlatmaya geçer:yukarıya  aldığımız rivayetleri  doğrular mahiyette  ne Kuran nede Hz. Peygamberin hadislerinde bilgi vardır. Bunlar hemen  tamamı ile ehli kitap ismi verilen Yahudi ve Hıristiyan  çevrelerden duyulmuş  ve aktarılmış şeylerdir .( Les Anges Dechus –Düşmüş melekler -Fallen Angels http://www.sonsuz.us/?q=node/2215  tıklayın okuyun )  Böyle şeyler  olur da olmaz da . Efendimizin tavsiyesinde  olduğu gibi biz bunları  ne tasdik ederiz  ne de tekzip.

Bazı müelliflerce  Adem’in gerçekten ilk insan olup olmamasıyla  ilgili bir soru ortaya atılmıştır. Akla  muhal gelmeyen  bu soru  ile bilhassa tasavvuf erbabı ilgilenmiştir.  Yalnız şu var ki  Allah   Kuran’ı kerimde  Adem’den ayrı ikinci üçüncü  veya başka bir ademden bahis etmemiştir.  Kuran’da hiçbir delil olmadığı halde böyle bir iddianın peşine takılmak  mesnetsizlik  içinde beyhude yorgunluk  ve zihinleri bulandırmaktan  başka bir kar temin etmez.

Bazılar da  yukarıda meal verilen şu ayete dikkatleri çekerler “ ……….Orada bozgunculuk  yapacak

Ve kanlar  akıtacak birini mi yaratacaksın ? “ ve şöyle derler  : Eğer  Adem’den evvel Adem’in şekil ve şemailine benzer  birinin yaşadığını ve ayette bahsedilen işleri yaptığını  melekler görmemiş  olsaydı , onlar Allah’a böyle bir soru  tevcih edemezlerdi. Demek ki  Ademden  evvel ademler vardı veya Ademden sadır olan işleri yapanlar mevcuttu.  Buna göre ister  Adem’in şeklinde ve suretinde olsun , isterse olmasın , bozgunculuk  ve kan dökücülüğün  ilk örneğini verenler yeryüzünün ilk sakinleridir.

Ancak bir çok din alimi  bunların sadece hurafe olduğunu  ve hiçbir mesnedi bulunmadığını  söylemektedirler.

Cinleri  ve Şeytanları  Celp ve Teshir Etmek : Cinlerle Temas –Bağlantı /Kuran’da cinlerin ve şeytanların celp ve teshirine yani irtibat kurup , hizmet ettirebileceğimize  dair işaretler vardır.

Nitekim günümüzde dahi bu konu  bir kısım  kötü niyetli  kişiler tarafından  gerçekleştirilerek

Bir çeşit  oyun  ve eğlence  aracı olarak  kullanılabildiği gibi kimileri tarafından  da falcılık sihirbazlık , hırsızlık  yaptırıldığı  bilinen hususlardandır.  Böyle bir olay üzücü olmasına rağmen Nitekim  bu konuya en canlı misal  Kuranda anlatılan Hz. Süleyman’dır. Bu konuda  İslam alemleri  çeşitli  açıklamalarda  bulunmuşlardır. Biz burada  teferruata girmeden  sadece konuyu  ispat sadedinde üstad Bediüzzaman ‘ın görüşlerini kısaca nakletmek istiyoruz. Üstad geniş ve ilginç açıklamalar  yaptığı yirminci  sözde şöyle demektedir.

“ Hem mesela Yine Hz. Süleyman  cin ve şeytanları  ve habis ruhları  teshir edip , şerlerini  men ve faydalı işlerde  istihdam etmeyi  ifade eden şu ayetler : “ Asi olan şeytanları ise  zincirlerle  bağlı olarak ona boyun eğdirdik. “ ila ahir ( sad 18/38 )  “ Denize dalarak onun için cevherler  çıkaran  ve başka işler de gören şeytanları yine onun emrine verdik “( Enbiya 21/82)

 

Cinlerle Temas Kurulabilinir mi ? Bu konuda Fethullah Hoca şöyle demektedirBazı insanların

Ruhları  cinlerle temas etmeye  yani ilişki kurmaya müsaittir.Bu tip insanlar çabuk  trans haline  geçip bizim buudlarımızın (Boyut )  dışına çabuk çıkabilirler. Bu sebeple böyle ruh yapısına sahip olan kimseler cinlerin alimine geçip  onların buudlarına girebilir  ve onların dilleri ve haberleşme usulleri ile haberleşebilirler . Bu bir fıtrat yani yapı meselesidir.  Ancak bundan bir insani üstünlük  anlamı çıkarılmamalıdır. . evet görülmeyen bu kuvvetlerin  tabi oldukları  belli prensipler vardır.  Dolayısıyla insan her arzu ettiği  yerde bunlara iş yaptıramaz . Zira onlar , Allah’ın tayin ettiği buudun dışında iş yapamazlar.   Kişi mazhar olduğu bir kısım esma  ve kelimeleri  cinlere ait birer kod birer telefon numarası  gibi çevirip belirli şekillerde ve belirli  sayıda tekrarlayarak  onlarla irtibat kuran insanlarda az değildir.

 Bir takım yolları ve usulleri  olmakla  beraber  cinlerle irtibat kurma , mürşit ve rehber ister , o işin ehli olmayı gerektirir . Usul  prensip ve rehber  olmazsa hata ve yanlışlıklar  yapıp  paçayı kaptırma ihtimali de vardır.  Bu tür şeylerle meşgul olanların gözleri mana alemine açık değil ve kendileri ayaklarını basacakları  yeri bilmiyorlarsa  o zaman habis ruhların  saldırısına uğrarlar

Onların hakimiyeti  altına girerler ve onların oyuncakları  olurlar .

 

Cinlerle Evlenmek :   cinlerle evlenmek konusu , son yıllarda da gündemde bir konu . Özellikle televizyon  programlarında  çokça konu edildi ve bu konuda başından bir şeyler  geçtiğini söyleyenlerle  program yapılıp konuşturuldu . Ancak bunların hepsi kadınlardı. Benim yıllar önce Antalya da tanıdığım cinlerle uğraşan bir adam da bize cinle evli olduğunu söylemişti. Aynı şekilde İzmir’den de tanıdığım birkaç kişiden cinlerle evli kimseler duymuştum.  Televizyonda cinlerle evli olduğunu  söyleyen kadın  da İzmirli idi. Kocasının yanında  kendisiyle cinin ilişkiye girdiğini söylüyordu.  Ret ettiği zaman  dayak yediğini ve vücudundaki morlukları  kameralara gösteriyordu.

Halk arasında böyle çok söylenti vardır. Ancak bilimsel olarak bunların doğruluğunu ispatlamak çok zordur.

Üzerinde durulması gereken diğer bir konu da insanın rüya yoluyla cinsel ilişkiye girmesidir.  Genellikle  karşı cinsten biriyle yapılan  bu iş de açıklığa kavuşturulmayı beklemektedir.

 

Dizimizin bu sayıdaki yazısı burada bitmektedir

Önümüzdeki ay Nisan 2010  Sayı  56 da  okuyacaklarınız :

 

Şeytan

 

Şeytan ne demektir.

Şeytanın yaratılış ve Mahiyeti

İblis Meleklerden midir ?

Kurana göre İblis

Şeytanın karakter özelikleri

Şeytan ve Şerler niçin yaratıldı

Şeytana Verilen Ceza

 

Bu dizi yazımızda baş vurduğumuz eserlerin adları :

Bediüzzaman said Nursi   . Risale – i Nur külliyatı

Gülen Fethullah . Dua Mecmuas  1991

Kitabı Mukaddes . Eski ve Yeni Ahit

Antebi, Elisabeth  Ave Lucifer  Paris 1970

Yvonne  Castellan  Le spritisme  Paris 1970

Colli Wilson  : the Occult  Londra 1973

Jules Michelet La sorciere  Paris 1964

 

 

Yukarıda ki isim geçen kitap yazarlarına bu güzel kitapları için ve alıntılara gösterdikleri  hoş görü için teşekkür ederim i

 

Ve ilaveten  gerek kendi kütüphanemdeki  bu mevzuda  Fransızca , İngilizce ve Türkçe  1000 e yakın kitap ve ayrıca İnternet den elde ettiğim  yüzlerce dokuman

Burhan zihni Sanus

 

 

Bizle iletişime geçmek  soru sormak veya fikrinizi bildirmek istiyorsanız

Lütfen     bilgi@evreninsirlari.net     adresine  mail gönderiniz

İsterseniz ana sayfamızda bildirdiğimiz Telefon numarasına mesaj gönderebilirsiniz

 

Sayı 56   Nisan 2010 da görüşmek ümidiyle

                                                                                                                                                 /221- 216- 209 /

 

Evrenin Sırları Sayı  55 ©®     Parapsikoloji   Varlığın Metafizik Boyutu    Sayfa 01     / 174,163,148 /

 

 




Ana Sayfa'ya Dön