Pdf

Sonsuzluğun Isharetleri - Erich Von Daniken.pdf
Güney Amerika'daki And dağları.pdf

 

 

Video

Nazca Çizgilerinin ve Sembollerinin Sırrı Çözüldü
Çözülemeyen Muamma Nazca Çizgileri
Bilinmeyene Yolculuk - Nazca'nın Sırları

 

     Yayın Tarihi: 01.07.2018

 

 

 

NAZCA ÇİZGİLERİ

                                                                                

 

Yazan ve Derleyen :

Burhan Zihni Sanus

 

Bu sayımızda sizleri PERU ‘ ya gizemli bir gezintiye götüreceğiz

 

 

Peru yılın her dönemi ziyaret edilebilecek, hava sıcaklığının yüksekliğe bağlı olarak değiştiği bir ülkedir. Nisan ortalarından Ekim sonuna kadar olan zaman ülkede kuru mevsim olarak adlandırılmaktadır. Kasım başı itibari ile yağmur mevsimi başlar ve Nisan başına kadar devam eder. Ülke bu dönemde yeşillenir ve Machu Picchu’da orkide görmek mümkün olabilir.. Kasım - Mart arası ise daha sıcak ancak yağışlı dönemdir ve bu dönemde toprak kayması nedeni ile bazı yollar geçilmez olabilir.

 

“Krallar Şehri” Lima ile başlayıp efsanevi Nazca Çizgileri ile son bulan bir yolculuk… İmparatorluk şehri Cuzco, kutsal şehir Ollantaytambo, İnka Uygarlığı’nın en bilinen eseri, dünya harikalarından Machu Picchu, dünyanın en yüksek gölü Titicaca ve Uros yerlilerinin sazdan yapılmış yüzen adaları ile süslü; İnka-öncesi ve Kolomb-öncesi Peru’yu detayları ile tanıyacağınız bir GEZİ .

 

And Dağları’nın ihtişamı, kolonyal meydanlar, İnka kalıntıları, yerel tatlar, yerli halklar ve çözülmemiş gizemlerin ardında unutulmaz bir macera…

 

 

 

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Lima Tarihi Merkezi gezisi ile güne başlıyoruz. 16. yüzyıldan kalma ve büyüleyici bir neoklasikal tarzda inşa edilmiş olan Katedral, birçok tarihi olaya evsahipliği yapmış olan ve bugün Lima’nın kalbi olarak anılan Plaza Mayor, kolonyal dönem mimarisinin sadece Peru’da değil tüm Latin Amerika’da bulunan en önemli örneklerinden San Francisco Manastırı gezeceğimiz yerler arasında. Bununla beraber Peru başkanlık makamı olan Presi-dential Hall ve City Hall’da bölgede göreceklerimizden bazıları. Daha sonra özel aracımız ile Pre-Hispanik döneme ait 45.000’den fazla eserin sergilendiği ve hatta İnka Öncesi döneme ait birçok obje ve mücevherin bünyesinde bulunduğu Peru tarihinin izle-rinin sürüldüğü Larco Herrera Müzesi’ne hareket ediyoruz. Müze gezisinin ardından öğle yemeğimiz Larco Herrera Restoran’da. İnka-öncesi döneme ait binlerce altın eserin, mücevherin, seramiklerin, mumyaların ve tekstil ürünlerinin sergilendiği Altın Müzesi ve aynı müzede yer alan “Dünyanın Silahları” sergisi,

 

 

KUTSAL VADİ - MACHU PICCHU - KUTSAL VADİ

 

Kahvaltının ardından Ollanta Tren İstasyonu’na transfer oluyoruz. Özel gezi treni ile Kutsal Vadi boyunca yaklaşık 1 saat 30 da-kika kadar sürecek olan keyifli yolculuğumuz Machu Picchu’nun eteklerinde yer alan Aguas Calientes’te son buluyor. Küçük oto-büsler ile yüzyıllarca gizli kalan ve 1911 yılında Hiram Bingham tarafından keşfedilen, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Machu Picchu’ya gidiyoruz. Lokasyonunun eşsizliği ve dahice mimarisi ile dünyanın en büyük tarihi eserlerinden olan Machu Picchu’

 

 

Daha sonra yedi basamaklı terasları ile Akapana Piramidi, dünyaca bilinen Güneş Kapısı’nın da yer aldığı The Kalasasaya Tapınağı gibi bu kültüre ait son derece önemli yapıtların görülebileceği arkeolojik siteyi keşfediyoruz

 

 

           Nezca ÇizgileriNazca Çizgileri, Güney Peru'daki Nazca Çölü'nde bazı canlı biçimlerini ya da çeşitli geometrik biçimleri betimler tarzda yere çizilmiş, bazıları kilometrelerce uzunlukta olan çizgilere verilen genel addır.

 

Çizgilerin çizildiği ya da kazındığı zemin, demiroksitin gri rengini kazandırdığı çakıllarla kaplıdır. Düz çizgi, üçgen, sarmal, kuş, maymun, köpek, örümcek, çiçek vb biçimler çok büyük olduğu için yerden bakıldığında anlaşılmaz, ancak çok yüksekten bakıldığında görülebilir. Bu yüzden bazılarının biçimleri uydu fotoğraflarında daha belirgin görünmektedir. İlk Nazca çizgisi 1926'da keşfedilmiştir. Bunları kimin, ne zaman çizdiği bilinmemekle birlikte, 12. yüzyıldaki İnka uygarlığından eski oldukları kesindir. M.Ö. 200 ile MS 700 arasında tarihlendirilmektedirler. Bazılarının takvim ya da gökbilimle ilişkili olduğu, bazılarının ise doğa ayinlerinin bir parçası olarak yapıldığı sanılmaktaysa da, ne amaçla yapıldıkları hakkında kesin bir veri elde edilememiştir. Bölgenin aşırı kurak iklimi, bu çizgilerin bugüne değin bozulmadan kalmasında yardımcı olmuştur. Nazca çizgilerinin yüksekten bakılmaksızın muntazam bir şekilde çizilmeleri, kimilerine göre, olanaksızdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Carved into the Peruvian desert thousands of years ago, the Nazca Lines have puzzled archaeologists and historians ever since their discovery 100 years ago. Stretching over hundreds of square miles, thousands of geometric shapes and animal figures mark the desert landscape – some as big as football fields, but all flat as the land itself, making them virtually invisible from the ground. Theories to explain the lines range from giant maps of the stars to alien runways to places for elaborate and bizarre rituals. Why would a people who couldn’t fly have built images that could only be seen from the air? Highlights include confronting grave robbers who try to sell me mummified heads, journeying to the real Temple of Doom, ingesting large quantities of san pedro in a shamanic ceremony in an effort to venture into the spirit world myself to unravel the mystery of the Nazca Lines… (watch out for the shaman spraying me with damp geraniums ;-) we do draw some compelling conclusions though ;-) hope you can tune in…

 

 

Oliver Steeds    [AT] digitalexplorer.co,uk

 

“A terrific presentation on managing risk – thoughtful and with endless adventures on the front lines of our changing world,

inspired by boundless curiosity and endless enthusiasm”

Entertainment Gathering

“Steeds wields the sword of truth”

The Guardian

“Hardest hitting reportage…”

Radio Time

(read on for my Dispatch: “Nazca: a tale of water?”

I like water. Seas, lakes, rain, cloud, ice, in a bottle. It’s used and enjoyed by humans in all three states of matter. What more could you ask for from a fundamental component required for the existence of all life forms. With 97% of our biosphere made up of water, it’s no surprise that from space, we look like a blue planet. Those seeking life elsewhere in universe start with looking for water. Scientists think that much of the water in the universe is created as a by-product of star births. You can’t say that about many things. But what’s water got to do with the Nazcans? Well a lot I think.

Call me simple, but to understand the Lines, we need to understand the people who were inspired enough to create their timeless Guggenheim on Mother Nature’s gift of a massive natural canvass. They must have had something they wanted to get off their chest to go to such creative and inspired lengths. So who were these ancient artists?

The Nazcans were essentially farmers, and some of the more unfortunate agriculturalists, dealt the ancestral 13 in a game of cultivation pontoon – farming in the desert. Although 2000-plus years ago, things were as bad as they are now. But to their credit, they realized they needed to look after their most precious resource – water from the rivers that only flowed during certain times of the year.

The calendar, (the ability to predict the arrival of water so you can plan your planting and harvesting times) is the key component to successful agriculture. Take the Ancient Egyptians for example – they had to deal with periodic flooding of the Nile, so went to great lengths to create a precise calendar based on the appearance of the constellation Canis Major including one of my favorite stars, Sirius.

Maria Reiche knew this and wrote: “where time is not marked by natural cycles of growth and decay, man has to raise his eyes to the starry heavens, whose ever changing aspect records the passage of months and years with exactness and regularity.”

She concluded that the Nazca lines must have been a giant star chart calendar. Turns out she was wrong, but much of her thinking and analysis still appears to be right.

Recent archeological research has shown that the soil within the lines is far more heavily compacted than elsewhere, strongly suggesting that the compression was the result of huge numbers of people walking on the lines. But why? It appears to be far from the random act of geographically confused farmers, but rather something more purposeful, possibly, if not probably, some sort of ceremonial procession.

Water was in such short supply to the Nazcans, that it must have informed there physical relationship with their world, and then by implication, their spiritual relationship both to their gods and to one another. As Reiche said: “they appealed to the Gods when nature appeared to be out of time.” With such a critical and survival-dependent relationship to water, no effort would have been too great to try to win favor with their Gods, and what better way than taking large quantities of the psycho-active San Pedro, and marching out some kind of spiritual procession, a kind of ancient pilgrimage, an act of worship, a physical prayer to the Gods, the turners of the taps, to bring forth a deluge.

But I may be wrong. Perhaps future archeological findings will draw different conclusions. Which is what is so magical and quixotic about the lines. In this age of space exploration and high-speed communication, we still can’t be sure about the meaning of the biggest billboard in the world – the largest act of creative expression in the history of mankind. But these ancient artists died out, because their water did not come. All that is left today of the Nazcans are their lines and their graves, both warnings we would be foolish to ignore.

 

Oliver is a highly sought after speaker on the international circuit.

 

Oliver is in a rare position that his life on the front-lines and faultiness of our changing world has been continually documented for his investigative programming. From the Explorers Club to the Royal Geographical Society, from the Entertainment Gathering to the Inspire Conference from boardrooms of multi-nationals to public lecture halls, his films provide a powerful and at times painfully real backdrop to his talks.

Every talk is tailored and asks fundamental questions that have resonance for business and public audiences alike. How do we manage, mitigate or reduce risk? What defines a crisis and how do you deal with it? How best to operate in a hostile environment? As an expert in critical investigations, crisis communications, risk and crisis management, often in hostile situations, Oliver’s talks have won critical acclaim.

 

 

 

AÇIKLAMA

 

Güney Peru'nun binlerce kilometrelik çöllerinde insanoğlunun en büyük sırlarından biri uzanıyor: toprağa işlenmiş bir takım dev çizgilerin biraraya getirdiği insanlar ve türlü canlıları betimleyen desenler, çeşitli geometrik şekiller havadan bakıldığında gözalıcı ve alışılmadık bir manzara sunuyor. Nazca çizgilerinin kullanımı hakkında günümüzde ortaya atılan teoriler antik ırklara, astronomik takvimlere ve hatta uzaylılara kadar çeşitlilik gösterirken, yepyeni bir bakış açısı ve yeraltında bulunan kafasız bir iskelet bu çizgilerin gizemini çözmeye yarayacak gerçek ipuçlarını oluşturabilir mi?

 

Nazca Çölü'nün Sırları (Nasca Lines Decoded) tüm cevapları teorilerin hepsini gözden geçirerek arıyor ve M.Ö. 100 yıllarında bu çölde yaşayan Nazca halkının çizgileri neden yaptığını ortaya çıkartıyor. Bilim adamları yüksek teknoloji ürünü robot helikopterler yardımıyla çölde çaprazlar çizen Nazca çizgilerinin ilk sayısal haritasını çiziyor. Böylece çölün, antik yerleşim alanlarının ve çizgilerin arasındaki bağı çözmeye çalışıyorlar. Veriler çizgilerin enlemini, boylamını, uzunluğunu, yüksekliğini ve diğer objelere olan uzaklığını gösterip, bilimadamlarının yeni teorileri daha da derinlemesine sorgulamasını sağlıyor...

 

Böyle zorlu bir çölde süregelmiş olan hayatta kalma çabası, bölge halkının Nazca Tanrıları ile yoğun bir bağ kurmaya çabalamasına sebep olmuş olabilir. Nazca Çölü'nün Sırları'nda (Nasca Lines Decoded) bilimadamları Nazcalıların hayatta kalmak için ve tanrıları onurlandırmak için aldıkları güçlü önlemleri de değerlendirmeye alıyor. Arkeolog Christina Conlee törenle gömülmüş, ancak kemiklerindeki izlerden dehşet verici bir şekilde başı kesildiği anlaşılan genç bir erkek iskeleti buluyor. Bilimadamları bu izlerin Nazcalıların yaşam ve ölümüyle ilgili ne ifade ettiğiyle ilgili önemli ipuçları buluyor. Kesik kafaların kullanımı Nazca çömleklerinde oldukça yaygın olup, iskeletin bulunduğu mezarda üstünde kesik bir kafa ve içinden çıkan bir ağaç resmi olan seramik bir çömlek göze çarpıyor. Ancak bu bir idam mı, yoksa tanrılara verilen bir kurban mı? İskeletin konumu, gömülüş şekli ve kendisi bilimadamlarına Nazca çizgilerinin asıl amacıyla ilgili bilgi verebilir mi?

Nazca çizgilerini yapan nesiller, insanlığın yaptığı en huşu uyandıran gizemlerden birini yapmak için kavurucu sıcak havayla boğuştular. İlk çizgiler tanrıların ve hayvanların şeklindeyken, sonraki çizgiler daha büyük ve daha geometrikti. Yapımı basit, ama etkiliydi; işçiler çizgileri ahşap sırıklar ve pamuktan ipler kullanarak çizdiler ve ayırdıkları taşları kenarlara dizdiler. Nazca halkı verim için yağmurlara bağlı oldukları için, bilimadamları çizgilerin yağmur duası için kullanılan açık hava tapınakları olduğu görüşüne de sıcak bakıyor... Dramatik hikayeler ve uzman görüşleri izleyicileri Peru'nun güneyindeki çöllerde tarih öncesi zamanlara taşıyor ve Nazca yaşamını net bir şekilde görmelerini sağlıyor.